Duanın kabul olması için...
17/06/2026 Çarşamba Köşe yazarı H.Y
Allahü teâlâ, Mü’min sûresinin 60. âyetinde,
(Dua ediniz, kabûl ederim) buyuruyor. Ancak, duanın kabûl olması için, beş şart
vardır.
Bir gün birisi gelerek İbrâhîm-i Edhem'den “kuddise sirruh”
nasîhat istedi. O mübarek zat da buyurdu ki:
Altı şeyi kabûl edersen, hiçbir işin sana zarar vermez. O altı
şey şudur:
1-
Günah yapacağın zaman, Onun rızkını yime! Rızkını yiyip de, Ona isyan etmek,
doğru olur mu?
2-
Ona âsi olmak istersen, Onun mülkünden çık! Mülkünde olup da, Ona isyan etmek,
lâyık olur mu?
3-
Ona isyan etmek istersen, gördüğü yerde günah yapma! Görmediği bir yerde yap!
Onun mülkünde olup, rızkını yiyip, gördüğü yerde günâh yapmak, uygun değildir.
4-
Can alıcı melek, rûhunu almaya geldiği zaman, tevbe edinceye kadar izin iste! O
meleği kovamazsın. Kudretin var iken, o gelmeden önce tevbe et! O da, bu
saattir. Zîra, Melek-ül-mevt, âni gelir.
5-
Mezârda, Münker ve Nekîr ismindeki iki melek, suâl için geldikleri vakit,
onları kov, seni imtihân etmesinler!
Soran kimse dedi ki: "Buna imkân yoktur." Buyurdu
ki: "Öyle
ise, şimdiden onlara cevap hâzırla!"
6-
Kıyâmet günü Allahü teâlâ, (Günâhı olanlar, Cehenneme gitsin!) diye
emredince, ben gitmem de! Soran kimse dedi ki: "Bu
sözümü dinlemezler." Bunun üzerine, o kimse, tevbe
etti ve ölünceye kadar, tevbesinden vazgeçmedi. Evliyânın sözünde, rabbânî
tesîr vardır.
İbrâhîm-i Edhem hazretlerinden sordular ki: Allahü teâlâ, (Ey
kullarım! Benden isteyiniz! Kabûl ederim, veririm) buyuruyor.
Hâlbuki, istiyoruz, vermiyor? Cevaben buyurdu ki: "Allahü teâlâyı
çağırırsınız, Ona itâat etmezsiniz. Peygamberini (sallallahü aleyhi ve sellem)
tanırsınız, Ona uymazsınız. Kur’ân-ı kerîmi okursunuz, gösterdiği yolda
gitmezsiniz. Cenâb-ı Hakkın nîmetlerinden faydalanırsınız, Ona şükretmezsiniz.
Cennetin, ibâdet edenler için olduğunu bilirsiniz, hazırlıkta bulunmazsınız.
Cehennemi, âsîler için yarattığını bilirsiniz, Ondan sakınmazsınız.
Babalarınızın, dedelerinizin ne olduklarını görür, ibret almazsınız. Kendi
ayıbınıza bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştırırsınız. Böyle olan
kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına, gökten ateş
yağmadığına şükretsin! Daha ne isterler? Dualarının neticesi, yalnız bu olursa,
yetmez mi?"
Allahü teâlâ, Mü’min sûresinin 60. âyetinde, (Dua
ediniz, kabûl ederim, [isteyiniz, veririm]) buyuruyor.
Duanın kabûl olması için, beş şart vardır: 1. Dua edenin Müslüman
olması, 2. Ehl-i sünnet îtikâdında olması, 3.
Harâm işlemekten, bilhassa harâm yemekten ve içmekten sakınması, 4. Farzları
yapması, bilhâssa beş vakit namaz kılması, ramazan oruçlarını tutması, zekât
vermesi, 5. Allahü teâlâdan istediği şeyin sebebini
öğrenip, bunu araması lâzımdır. Allahü teâlâ, her şeyi bir sebep ile
yaratmaktadır. Bir şey istenince, o şeyin sebebini gönderir ve bu sebebe tesîr
ihsân eder. İnsan bu sebebi kullanıp, o şeye kavuşur. Evliyâsının hatırı için,
âdetini bozarak, bunlar dua edince veya Evliyâ-yı kirâm vesîle edilerek dua
edilince, bunlara (Kerâmet) olarak, sebebe
hâcet kalmadan, doğruca istenileni verir.


