"Bu işte bir hikmet olsa gerek!"
19/03/2026 Perşembe Köşe yazarı A.U
Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretlerinin
vefâtı yaklaşmıştı.
Hanımını çağırıp;
"Ben
ölünce, şu iki kızımı alıp Ebû Kubeys Dağı'na çık. Orada duâ et" diye
vasiyet etti.
Kadıncağız sordu:
"Nasıl duâ edeyim?"
"Yâ Rabbî! Beyim öleceği vakit, ‘Bu
kızlar, Rabbimden bana emânetti, şimdi ölürken Ona iâde ediyorum’ deyip
vefât etti. Sen bunları zâyi etme, diye duâ et" dedi.
Ve o gün vefât etti...
Namâzını kılıp defnettiler.
Hanımı, iki kızını aldı.
Ebû Kubeys Dağı'na çıktı.
Orada ağlayarak bunları söyledi.
O esnâda Yemen hükümdârı, hanımıyla oradan geçiyordu.
İki de oğlu vardı yanında.
Bu hanıma yaklaşıp;
"Ey
hâtun! Sen bu tenhâ yerde ne arıyorsun, hem niçin ağlıyorsun?" diye
sordu.
Kadıncağız da anlattı.
Hükümdâr duygulanıp;
"Bu
işte ilâhî bir hikmet olsa gerek. Zîrâ senin iki kızın var, benim de iki oğlum
var" dedi.
Ve sordu kadına:
"Allah'ın
emriyle ve biner altın mehirle, senin bu kızlarını benim oğullarıma istiyorum,
râzı mısın?"
Hanım çok sevinip;
"Evet
râzıyım" dedi.
Ertesi gün nikâhları kıyılıp, düğünleri oldu.


