Müslümânlara yardımın önemi
19/05/2026 Salı Köşe yazarı R.A
"Eğer bir Müslümân, diğer Müslümânlara
eli ile (yani bedeniyle] ve malı ile yardım edemiyorsa, o takdîrde hiç olmazsa
duâ ederek yardım etmelidir..."
Yiyecek, giyecek ve başka ihtiyâçları konusunda Müslümânlara
yardım, hem dînî bir vazîfe, hem de çok sevâptır. Zîrâ hadîs-i şerîflerde
buyuruldu ki:
“Bir
Müslümânın sıkıntı ve kederini gidereni veya bir mazlûma yardım edeni, Allahü
teâlâ affeder.” [Buhârî]
“Bir
dîn kardeşinin ihtiyâcını gideren, sanki ömür boyu Allah’a hizmet etmiş gibi
sevâp kazanır.” [Buhârî]
“Kim
bir mü’mini, bir münâfığın eziyetinden korursa, Allahü teâlâ da onu, Cehennem
âteşinden korur.” [Ebû Dâvûd]
“Allah
indinde, en kıymetli amel, mü’mini sevindirmek, sıkıntısını gidermek, borcunu
ödemek veya karnını doyurmaktır.” [Taberânî]
“Dîn
kardeşini müdâfaa eden Müslümânı Allahü teâlâ, Cehennem ateşinden korur.” [Taberânî]
“Dîn
kardeşinin aleyhinde konuşulurken, onu müdâfaaya gücü yeterken, bunu yapmayanı,
Allahü teâlâ, dünyâ ve âhirette zelîl eder.” [İbn-i
Ebi’d-dünyâ]
Bu hadîs-i şerîfleri, günümüz şartlarındaki bütün Müslümânlar
için de dikkatli bir şekilde düşünmelidir. Irâk, Sûriye, Filistîn, Lübnân,
Mısır, Libya, Yemen, Afgânistân, Pakistân, Doğu Türkistân, Arakan [Myanmâr]…
gibi sıkıntıda olan Müslümânları bir de bu hadîs-i şerîfler açısından mülâhaza
etmeliyiz. Onlara karşı bazı sorumluluklarımızın olduğunu anlamamız ve bilmemiz
gerekir.
Eğer bir Müslümân, diğer Müslümânlara eli ile (ya’nî bedeniyle]
ve mâlı ile yardım edemiyorsa, o takdîrde hiç olmazsa duâ ederek yardım
etmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Müslümânın müslümân üzerindeki haklarından
biri de, ona gıyâbında duâ etmektir.” [Deylemî]
İslâm
âlimlerinin ve Evliyâ-yı kirâmın büyüklerinden olan İmâm-ı Rabbânî (kuddise
sirruh) buyurmuştur ki:
“İşte bugün, her Müslümân, elinden gelen yardımı yapmayıp,
İslâmiyet baskı altına düşerse, yardımı esirgeyen her Müslümân, âhirette mes’ûl
olur. Bunun için, kuvvetim olmadığı hâlde, yardıma koşmaya özeniyorum.
Güçlükleri yenerek, İslâmiyet’e ufacık bir hizmet edebilmek yolunu arıyorum.
‘İyilerin çoğalmasını isteyen de, onlardan sayılır’ buyuruldu.” [c.
1, m. 47]
“Bugün İslâmiyet’e yardım için az bir şey vermek, binlerce altın
vermiş gibi kıymetlidir. Hangi tâlihli kimseye, bu büyük ni’met ihsân edilirse,
ona müjdeler olsun! Dînin yayılmasına hizmet eden, cihâd sevâbına kavuşur. Hele
bu zamanda, Müslümânlara yardım etmek daha güzel, daha sevâptır.) [c.
I, m. 193]
Yine
İmâm-ı Rabbânî’nin (rahmetullahi aleyh), zamânının sultânına yazdığı bir
mektûbu da şöyledir:
“Kahramân askerlerinize yardım ve zafer ihsân etmesi için,
Allahü teâlâya duâ ediyorum. Duâ ordusunun askerlerinin [leşker-i duânın]
kalpleri kırık olduğu için, savaş ordusunun askerlerinden [leşker-i gazâdan]
daha ileridirler. Duâ ordusunun askerleri rûh gibidirler, gazâ ordusunun
askerleri ise, onların bedenleridir. O hâlde, gazâ ordusunun askerleri, duâ
ordusu olmadıkça, iş başaramazlar. Çünkü rûhsuz bedene hiçbir yardımın ve
kuvvetin faydası olmaz.” [c.III, m. 47] Bunun için
dünyâdaki bütün Müslümânlara duâ etmelidir!


