Tevekkül edenin rızık endişesi olmaz...
19/06/2026 Cuma Köşe yazarı A.D
Şakik-i Belhi hazretleri zamanında bir sene
kıtlık olur. Herkes kara kara düşünürken bir kölenin neşeden oynadığını görür
ve ona bunun sebebini sorar...
Tevekkül, şöyle tarif ediliyor: Dinimizin bildirdiği sebeplere
yapıştıktan sonra neticeyi sebeplerden değil, sebepleri yaratandan beklemektir. (Bir
işe başladığın zaman, Allahü teâlâya tevekkül et, Ona güven!) âyet-i
kerimesi, tevekkül ile beraber azmederek çalışmak gerektiğini gösteriyor. (Al-i
imran 159)
Tevekkül, herhangi bir işin, dinen, örfen sebeplerine yapışarak gayret
gösterip, neticeye ihlasla teslim olmaktır. Yani sonucu Allahü teâlâdan
beklemek ve bu sonucun kendisi için mutlaka hayırlı olduğuna inanmaktır. Doğru
sebebe yapışan doğru netice alır.
Tevekkül, değiştirilmesi insan gücünün dışında olan üzücü
olayları, ezelde takdir edilmiş bilip, üzülmemek, Allahü teâlâdan geldiğini
düşünerek seve seve karşılamaktır. Kur'ân-ı kerîmde buyuruldu ki:
(Bir
kimse Allahü teâlâya tevekkül ederse, Allahü teâlâ ona kâfidir.)
Hadîs-i şerîfte de şöyle buyuruldu:
(Eğer
Allahü teâlâya hakkıyla tevekkül etseydiniz, sabah aç kalkıp, akşam tok dönen
kuşlar gibi sizi de rızıklandırırdı.)
Hazreti Lokman Hakîm oğluna buyurdu ki:
"Ey oğul! Dünya derin deniz gibidir. Çok insanlar onda boğulmuştur. Takva
gemin, iman yükün, tevekkül hâlin, sâlih amel azığın olsun. Kurtulursan Allahü
teâlânın rahmetiyle, boğulursan günahın sebebiyledir."
Âlimlerden birine "Hep ibâdetle meşgul oluyorsun, ne yiyip
ne içiyorsun?" dediler. O da, dişlerini gösterdi. Yâni "Değirmeni
yapan suyunu gönderir" demek istedi. Çünkü rızıkları Allahü teâlânın
gönderdiğine inancı tamdı.
***
Tevekkül, kalp işidir, imandan meydana gelir. Allahü teâlânın
lütuf ve ihsanının pek çok olduğuna iman etmekle hasıl olur. Bu hâl, kalbin
vekile itimat etmesi, güvenmesi, ona inanması ve onun ile rahat etmesidir.
Böyle bir insan dünya malına gönül bağlamaz. Dünya işlerinin bozulmasından
dolayı üzülmez. Rızkından endişe etmez.
***
Şakik-i Belhi hazretleri, bir kıtlık senesinde, herkesin kara
kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın kölesinin neşeden oynadığını
gördü. Ona sordu:
- Herkes kıtlıktan, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler
dururken sen neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun?
Köle şu cevabı verdi:
- Benim efendimin yedi köyü var, her ihtiyacımızı efendimiz bol bol sağlıyor.
Şakik-i Belhi hazretleri, kıtlıktan muzdarip talebelerine buyurdu ki:
- Kendimize gelelim! Bir köle efendisinin yedi köyüne güveniyor, kendini
emniyet içinde hissediyor. Dünyadaki bütün köylerin, şehirlerin sahibi ve her
canlının rızkına kefil olan Allahü teâlâya bu nasıl tevekkül ki hâlâ biz rızık
endişesi içindeyiz?


