Dünya ve âhiret saadeti için...
22/06/2026 Pazartesi Köşe yazarı R.A
Günümüzdeki teknolojik gelişmeler sebebiyle
yabancı kültürlere açılmış bir gençliğin, benliğini muhâfaza etmesi, hidâyet üzere
olması çok zordur.
Şüphesiz ki Cenâb-ı Hak, yarattığı şu mükemmel âlemle, kendi
varlığını belli ettiği gibi, kullarına çok merhamet ve şefkat ettiği/acıdığı
için, var olduğunu ayrıca “Peygamber”leri vâsıtasıyla da
bildirmiştir.
Allahü teâlânın, kullarına, râzı olduğu yolu göstermek için,
çeşitli kavimlere, zaman zaman Peygamberler gönderdiği, akl-ı selîm sâhibi
herkes tarafından kolayca kabûl edilebilecek çok açık bir husûstur.
Peygamberlerin istisnâsız hepsi, insanları fevz u necâta ya’nî
dünyâda ve âhirette kurtuluşa da’vet etmiş, hidâyeti, sırât-ı müstakîmi / doğru
olan yolu, Allahü teâlânın rızâsını kazanmanın, Cennete gitmenin yollarını, iki
cihânda da mes’ûd ve bahtiyâr olmanın çârelerini bıkmadan, usanmadan ve
yılmadan anlatmışlardır.
Özetle söylemek gerekirse, aslında Hazret-i Âdem'den i’tibâren
gelmiş-geçmiş bulunan 6 “Ülü'l-azim Peygamber”, 313 “Resûl”,
124 binden ziyâde “Nebî”nin eğitimdeki hedefleri
aynıdır. Şüphesiz ki, bu Peygamberlerin hepsi, aynı îmân esâslarını [“Âmentü
esâsları” diye bildiğimiz umdeleri] teblîğ ederek, “insân-ı
kâmil” ya’nî “iyi ferd”, “iyi âile”, “iyi cemiyet” ya’nî
güzel ahlâklı insanlar meydâna getirmeyi hedeflemişlerdir.
100'ü “Suhuf”, 4'ü ise büyük “Kitap” olmak
üzere, bu Peygamberlerden bazılarına gönderilen 104 kitaptaki hedef de, altını
çizerek ifâde edelim ki, insanların dünyâda huzûr ve sükûn içerisinde
yaşamaları, âhirette de ebedî seâdete kavuşmalarıdır.
PEYGAMBERLERİN
VE VÂRİSLERİNİN HEDEFLERİ
Bütün insanlığa rehber olarak gönderilmiş olan Peygamberlerin ve
onların yollarında olan vârislerinin târihlerini incelediğimizde, hepsinin
gâyelerinin, yüksek ahlâklı iyi ferdler, âileler ve cemiyetler, ya’nî iyi
insanlar meydâna getirmek olduğunu görüyoruz. Zâten bizim dînimiz, târihimiz,
kültür ve medeniyetimizde de, eğitimden maksat "iyi insan", orijinal
ismiyle söylemek gerekirse "insân-ı kâmil" meydâna
getirmektir.
Şurası bilinmesi gereken bir gerçektir ki, İslâmiyet;
“medenî insan” ve “medeniyyet sâhibi toplum” meydâna
gelmesi için, insanlara lâzım olan îmân ve ibâdetleri; iş, ahlâk ve cemiyet
hayâtında uyulması gereken her şeyi bildirmiştir.
Bunlar;
Allahü teâlânın bildirdikleri, Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed
aleyhisselâmın öğrettikleri, Eshâb-ı kirâmın naklettikleri ve İslâm âlimlerinin
açıkladıklarıdır. İnsanlığın bugün bunaldığı,
çözmekte sıkıntıya düştüğü her şeyin çözüm ve çâresi, aslında bunların içinde
vardır. O hâlde, insanlığın kurtuluşu için bunlardan istifâde etmeye çalışmak
lâzımdır.
Dünya büyük bir gemi, bütün insanlar da onun yolcuları
gibidirler. Bu gemiyi hepimizin korumaya çalışması lâzımdır.
Yirmibirinci asırda, yeni nesillere, mâddî ve ma’nevî
değerlerimizi, mukaddes dînimiz İslâmiyet’i, şanlı târihimizi, târihî ve ilmî
sahsiyetlerimizi, yüksek kültür ve medeniyetimizi doğru bir şekilde, ilmî ve
objektif usûllerle öğretmemiz şarttır. Aksi hâlde, günümüzdeki teknolojik
gelişmeler sebebiyle yabancı kültürlere açılmış bir gençliğin, benliğini
muhâfaza etmesi, hidâyet üzere olması, ecdâdına saygı duyması, onların yolunda
olması çok zordur.


