"Sâlih Müslüman ve iyi bir kul nasıl olmalıdır?"
25/05/2026 Pazartesi Köşe yazarı V.T
"Nefse, Allahü teâlânın kazâ ve kaderine
rızâ göstermek kadar zor gelen bir şey yoktur."
Ebü'l-Abbâs Sayyâd hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır.
Yemen'de doğdu. 1183 (H.579) senesinde, Zebîd şehrinde vefât etti. Tasavvuf
yolunun edeb ve bilgilerini Fakîh İbrâhim el-Feşelî'den öğrenip kemâle geldi,
olgunlaştı. Kerâmetleri görüldü...
Ebü'l-Abbâs Sayyâd hazretleri, bir gün kalabalık bir toplulukta
sohbet ediyordu. İçlerinden biri şöyle düşündü: "Bâzı evliyâ çok kerâmet
gösteriyor. Bu zâtın kerâmetini göremiyoruz. Birçok evliyâ, uçarak hacca
gidiyor, arslanlar onlara hizmet ediyor. Bunda böyle hâllerin görünmemesinin
sebebi nedir ki?" Ebü'l-Abbâs Sayyâd hazretleri; "Kerâmet göstermek
şart değildir. İstesek Allahü teâlâ bize de birçok kerâmetler ihsân eder. Fakat
biz böyle kalmayı istiyoruz" buyurdular.
"Sâlih Müslüman ve iyi bir kul nasıl olmalıdır?" diye
sorulunca, şöyle cevap verdi: "Sâlih Müslümanlar, Allahü teâlânın hükmüne
boyun eğerler, gelen şiddet ve belâlara sabrederler, aza kanâat ederler. Allahü
teâlâdan başkasından korkmazlar ve kimseden bir şey beklemezler. Ancak Allahü
teâlâdan isterler. İnsana, yüksek makamları veren, aşağı düşüren azîz ve zelîl
edenin Allahü teâlâ olduğunu bilirler. Sâlih Müslümanlar, Peygamber Efendimizin
sünnet-i şerîflerine tam uyarlar. Onların korkusu, son nefes içindir. Onlar, az
konuşurlar. Öfkelerini tutarlar, şehvetlerini yenerler. Nefslerinin arzularını
yapmazlar. Allahü teâlâyı unutturacak bütün engelleri ortadan kaldırarak, hep
O'nunla berâber olmaya bakarlar. Böylece nefslerini alçaltıp, ruhlarını
yükseltirler. Nefse, Allahü teâlânın kazâ ve kaderine rızâ göstermek kadar zor
gelen bir şey yoktur. Çünkü, kadere râzı olmak, Allahü teâlânın hükmüne boyun
eğmek, nefsin isteklerine zıttır. Nefs bunları istemez. Saâdete kavuşmak,
nefsin rızâsını terk edip, Allahü teâlânın rızâsına koşmakla mümkündür. Saâdete
kavuşanlara müjdeler olsun."
Bu mübarek zat, kendisi için, dünyâlık nâmına hiçbir şey
alıkoymazdı. Bütün malını fakir Müslümanlara dağıtırdı.
Oğluna şöyle nasihat etti: Ey oğlum! Kalbinde ufak bir leke
görürsen, oruç tut. Gitmezse, az konuşmaya bak. Gitmezse, günahlardan şiddetle
kaç. Yine gitmezse, her hâli iyi bilen Allahü teâlâya yalvarmaya, sızlanmaya
başla.


