2025 mîlâdî yılı bitmek üzere...
29/12/2025 Pazartesi Köşe yazarı R.A
İki gün sonra, 2025 mîlâdî yılı nihâyete
erecek. Bilindiği üzere, zamân nimeti, Allahü teâlânın bizlere en önemli
lütuflarından birisidir...
Unutmayalım ki, zaman en büyük sermâyedir. Dünyâ ve âhiret
saâdetini kazanmak, bu sınırlı zamânı iyi kullanmaya bağlıdır.
Bilindiği üzere, akıp giden zamân içerisinde, bize emânet edilen
ömrümüzü tamâmlamaktayız. Her insân, kendisine takdîr edilen ömrü, İlâhî irâde
istikâmetinde geçirmekle mükelleftir. Onun için Sevgili Peygamberimiz, “Akıllı
kimse [akıllı Müslümân], kendisini hesâba çekip ölümden sonrası için
hâzırlık yapan kişidir” buyurmuştur.
Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) yine
buyurmuştur ki:
“İki [büyük] ni’met vardır ki, insanların çoğu, bunlarda hep
aldanırlar. Bunlar: Sağlık ve boş vakittir.” [Tirmizî]
Yine bir hadîs-i şerîfte: “İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır” buyurulmuştur.
Büyük âlim ve velîlerden İmâm-ı Rabbânî (rahmetullahi
aleyh) “Vakitleri çok kıymetli ganîmet bilmelidir” buyurmuştur.
Onun oğlu, yine büyük bir âlim ve velî olan Muhammed
Ma'sûm Fârûkî de (rahimehullah) “Vakit
keskin bir kılıç gibidir. Kıymetli ve şerefli şeylere sarfetmek gerekir” buyurmuştur.
Allahü teâlâ, insanlara muhtâc oldukları her türlü ni’meti
lütfetmiştir. Akıl, vücut uzuvları, eşler, çocuklar, hava,
su, kâinâttaki her şey, insanların hizmetine verilmiştir.
Bu ni’metler sayılamayacak kadar çoktur. Bu konudaki bir âyet-i kerîmede
buyuruluyor ki:
“O,
size, istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın ni’met[ler]ini
sayacak olsanız, sayamazsınız. Doğrusu insan çok zâlim, çok nankördür!” [İbrâhîm,
34]
Allahü teâlâ, bütün kullarının, îmân etmelerini, verdiği ni’metlere
şükretmelerini, ibâdet yapmalarını, güzel ahlâka sâhip olmalarını, kendi
aralarında kardeşçe yaşamalarını, birbirlerine yardımcı olmalarını istemiş
ve bunları emretmiştir.
Burada mühim olan, Allahü teâlânın bizlere verdiği nimetleri
yerli yerinde kullanabilmemizdir. Allahü teâlânın bizlere ihsân buyurduğu
sonsuz nimetlerine şükretmeli; onları, O’nun dînine hizmet ve kullarına
yardımda kullanmalıyız. Makâmı olan makâmından, ilmi ve kariyeri olan
ilminden ve kariyerinden, mâlı ve mülkü olan da mâlından ve mülkünden diğer
insanları faydalandırmalıdır.
Şüphe yok ki, günümüz şartlarında takrîbî 60-70-80 senelik bir
insan ömrü içerisinde, 1 sene çok mühim bir zamân dilimidir. Çünkü
bir “Gün”: 24 sâat, 1.440 dakîka, 86.400 sâniye’dir. Bir mîlâdî yıl da: 4
mevsim, 12 ay, 52 hafta, 365 gün ve 8.760 sâat [ya’nî 525.600 dakîka]dır.
Bilindiği gibi zaman artırılamayan, başka bir vakte taşınamayan, depolanamayan,
ödünç alınamayan, borç verilemeyen, durdurulamayan ve kendi mecrâsında akıp
giden bir unsurdur.
Bizler, geçmiş günlerimize yönelik bir muhâsebe ve murâkabe yaparak
yeni yıla girmeliyiz. İmâm-ı Gazâlî (rahmetullahi aleyh), “bir
Müslümân, her akşam yatağına girince, o günün muhâsebesini yapmalıdır” buyuruyor.
Nitekim esnâf, tüccâr, dükkânlarında, mağazalarında her akşam kasalarını
kapatırlarken bunu yapmaktadırlar.
Bizler
de, kendi adımıza, âilemiz, milletimiz, Müslümânlık ve insanlık uğruna ne gibi
güzellikler, hayırlar, faydalı işler, fedakârlıklar yaptığımıza bakmalıyız.


