Beş şey gelmeden önce... -l-
30/04/2026 Perşembe Köşe yazarı S.A
Ölüm gelmeden önce hayatın kıymeti
bilinmelidir. Bu da, ölümü hatırlamak ve öldükten sonraki hayat için hazırlık
yapmakla olur.
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: "Beş şey gelmeden önce beş şeyin
kıymetini biliniz!.."
Bu beş şeyin gelmemesi mümkün değildir. Mutlaka gelecektir.
Bunlar gelmeden önce, diğer beş şeyin kıymeti bilinmelidir. Geldikten sonra
kıymetinin bilinmesinin hasret ve pişmanlıktan başka bir işe yaramayacağı
muhakkaktır.
Birincisi: "Ölüm gelmeden önce hayatınızın kıymetini
biliniz!.."
Ölüm, her insan için mukadderdir. Ölümden kaçmak, ondan
kurtulmak bugüne kadar hiç kimseye nasip olmamıştır. Olamaz da!..
Ölmeyecek biri olabilseydi, Rabbimiz bunu bütün kâinâtı yüzü
suyu hürmetine yarattığı ve yaratılmışların en şereflisi sevgili Peygamberimiz
aleyhisselama nasip ederdi.
Zümer suresi 29-30'uncu âyet-i kerimelerinde meâlen; "Şüphesiz
sen öleceksin (Ey habibim) onlar (hasımların) da
öleceklerdir. Sonra hepiniz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhâkeme
edileceksiniz!.." buyuruluyor.
İnsan, bir şeyden kaçtıkça ondan uzaklaşır. Aradaki mesafe
gittikçe artar. Ölüm hariç! Ondan ne kadar kaçarsak kaçalım, ona doğru
koştuğumuzu Azrâil aleyhisselamla karşılaşınca anlarız...
Her geçen gün, biz ölüme, ölüm de bize biraz daha yaklaşıyor.
İnansak da, inanmasak da bu böyledir.
Para vererek, yalvararak, araya hatırı sayılır birini koyarak
ölümden kurtulmak mümkün olabilseydi; bunu birçokları elde etmiş olacaktı.
Hiç kimse ne kendisini ve ne de başkasını ölümden
kurtarabilir!..
Ölüm gelmeden önce hayatın kıymeti bilinmelidir. Bu da, ölümü
hatırlamak ve öldükten sonraki hayat için hazırlık yapmakla olur. Hatırlanmaz
ise hazırlık da yapılamaz!
Seyahat ederken yolumuzda keskin bir viraj olduğunu bilirsek;
ona yaklaştığımızda süratimizi azaltır ve rahat bir şekilde virajı alarak
yolumuza devam edebiliriz. Unutursak ve aniden virajla karşılaşırsak dönmemiz
mümkün olmaz, tepetakla yuvarlanırız.
Ölümü hatırlayan büyük faydalar elde eder. Tövbesini
geciktirmez. Ölümün ne zaman ve nerede geleceği bilinmez. Kanâatkâr olur,
sıkıntılara sabreder, ibadetlerini usanmadan ve severek yapar...
Ölüm en büyük vaizdir. İbret almak gerektir. Kabristandan
geçerken mevtâlara okumalıyız. Onların hâlinden de ibret almalıyız. Onlar da
bir zamanlar bizim gibi canlı ve neşeli idiler. Gülüyorlar, geziyorlar,
yaşıyorlardı. Biz de bir zaman gelecek onlar gibi olacağız. Onlar gibi toprağa
girmek zorunda kalacağız!..
Bir gün bir adam Fudayl bin İyad hazretlerine gelir ve nasihat
ister. Fudayl bin İyad rehimehullah sorar: "Baban hayatta mıdır?" O
da "hayır" diye
cevap verir. Bunun üzerine ona şöyle söyler: "Babasının vefatından ibret almayana
nasihat kâr etmez."
Adamcağıza nasihat etmemiş gibi olsa da bu sözü ile en güzel
nasihati böylece vermiştir.
Yani: "Baban öldüğü gibi sen de öleceksin.
Babanın gittiği yere sen de gideceksin. Orada işine yarayacak olan işleri,
fırsat elinde iken yapmaya gayret et!"
Yoksa o zaman pişmanlığın hiçbir faydası olmaz!.. (Hadis-i
şerifin kalan dört maddesine haftaya devam edeceğiz inşallah.)


