Bir kimsenin hidâyetine vesile olana ne mutlu...
10/03/2026 Salı Köşe yazarı V.T
"Bir kimsenin hidâyete kavuşması başka
insanların elinde değildir. Bize düşen, doğruyu anlatmaktır!"
Zeynüddîn Deştûtî hazretleri büyük velilerdendir. Mısır'ın
Cezîre bölgesinde doğdu. Küçük yaşta ilim tahsîline başlayarak zamânının büyük
âlimlerinin huzûrunda yetişti ve kemâle geldi. Güzel hâlleri ve kerâmetleri
çoktu. Memlûk sultanlarından Sultan Kayıtbay, Zeynüddîn Deştûtî hazretlerini
çok sever, hürmet ve edebde kusûr etmezdi...
Bir gün Sultan Kayıtbay ile birlikte otururken, elbisesine
sinekler kondu. Latîfe yoluyla sultâna dedi ki: "Şu sineklere söyle de,
benim üzerimden gitsinler." Kayıtbay; "Efendim! Sinekler benim
sözümden ne anlarlar. Ben onlara nasıl anlatabilirim?" dedi. Bunun üzerine
Zeynüddîn Deştûtî hazretleri buyurdu ki: "Sen nasıl sultansın ki, sineklere
dahi sözün geçmiyor?" Yâni, bunu söylerken nükte yolu ile; "Dünya
sultanlığına güvenme. Bu her ne kadar yüksek görünüyor ise de, sineklerin bile
kendisine itâat etmediği bu sultanlığa sultanlık denir mi? Buna aldanıp
gururlanmamak lâzımdır" demek istedi. Bundan sonra; "Ey sinekler,
üzerimden ayrılınız" buyurdu. Bu söz üzerine sinekler üzerinden çekilip
gittiler...
Bu hâdiseden çok ibret alan Sultan Kayıtbay, hakîkî sultanların
bu büyükler olduğunu, onlara tâbi olmakla şereflenen bir çöpçünün, o büyükleri
tanımak nasip olmayan sultanlardan kat kat kıymetli olduğunu daha iyi anladı.
Sultan Kayıtbay, Fırat Nehri'ne doğru bir sefer yapmak
istemişti. Gelip, Zeynüddîn Deştûtî hazretlerinden izin istedi. O da bu seferin
münâsip olduğunu bildirip, sultâna izin verdi. Sultan ordusu ile yola çıktı.
Mesafe çok uzak idi. Biraz gittikten sonra, mola verirlerdi. Bu şekilde Haleb'e
varıldı. Sultan Haleb'e ulaştığında, Zeynüddîn Deştûtî hazretlerinin orada bir
zâviyede talebelere ders okuttuğunu öğrendi. Bu duruma hayret edip, ne kadar
çabuk geldi diye hayretini bildirince, oradakiler; "Siz neler
söylüyorsunuz? O zât beş aydan beri burada talebelere ders okutuyor"
dediler. Sultan bu hâlin, o büyük zâta âit bir kerâmet olduğunu anladı.
Zeynüddîn Deştûtî hazretleri "Bir kimsenin hidâyete
kavuşması başka insanların elinde değildir. Bize düşen, doğruyu anlatmaktır,
Allahü teâlâ o kimsenin hidâyete kavuşmasını murâd etmiş ve bunda da bizi
vesîle kılmış ise, çok büyük nîmettir. Her kim; saâdet, Allahü teâlâdan başka
bir kimsenin elindedir dese, yalan söylemiş olur" buyurdu.


