Zalime, kâfire beddua etmek!
10/04/2026 Cuma Köşe yazarı A.D
Adını söyleyerek, belli bir kâfire lânet
etmemeli. Genel olarak, "Müslümanlara zulmeden kâfirlere lânet
olsun!" demekte mahzur olmaz.
Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bazı Peygamberler gibi
kavimlerine genel bir beddua etmemiş ama muayyen günahları işleyenleri
lanetlemiştir. Mesela ikisi şöyledir:
(Lutilere
Allah lanet etsin!) [Beyheki]
(Paraya
tapana lanet olsun!) [Tirmizi]
Ayrıca isim söyleyerek beddua ettikleri de vardır. Bir tanesi şöyledir: Ebu
Leheb’in oğlu Uteybe, Tebbet suresi gelince,
Resulullah Efendimize hakaret etti. Resulullah Efendimiz çok üzülüp, (Ya
Rabbi, buna bir canavar musallat et) dedi. Ebu Leheb’in
oğlu Uteybe Şam’a giderken, bir gece, bir aslan gelip uyuyan arkadaşlarını
koklayıp bıraktı. Sıra Uteybe’ye gelince onu parçaladı. (Mirat-i
kâinat)
***
Peki, insanlara zulmedenlere, eziyet edenlere ve günah işleyerek
isyan edenlere, beddua etmenin dinen mahzuru var mıdır?
Zalimden başkasına beddua etmek haramdır. Zalime de, zulmü kadar
beddua etmek caiz olur. Caiz olan bir şeyin miktarı da, özrün miktarı kadar
olur. Zalime de beddua etmemek, sabretmek ve hatta, affetmek daha iyidir.
Resûlullah Efendimiz, bir kimsenin zalime beddua ettiğini görünce;
(İntisâr
eyledin!) buyurdu. Affeyleseydi, daha iyi olurdu. Hadîs-i şerifte
buyuruldu ki:
(Kendinize,
evlâdınıza, kötü dua etmeyiniz. Allahın kaderine razı olunuz. Nimetlerini
arttırması için dua ediniz.)
Tufeyl bin Amr Dûsî hazretleri anlatır: “Resûlullah Efendimize
giderek;
-Ya Resûlallah! Kavmime beddua ediniz. Çünkü çok zina yapıyorlar, dedim.
Resûlullah Efendimiz;
-Allahım,
Dûs kavmine hidayet ver, diye dua buyurdular ve bana;
-Yine
kavminin arasına dön, onları İslâma davet et, buyurdu.
Gidip kavmimi İslâma davete devam ettim...”
Saîd bin Cübeyr hazretlerinin bir horozu vardı. Her gece öter,
onu teheccüd namazına kaldırırdı. Bir gece her nasılsa ötmedi ve Saîd bin
Cübeyr hazretleri teheccüde kalkamadı. Sabahleyin bu iş ona çok ağır geldi ve
horoza;
“Allahü teâlâ sesini kessin” dedi. Ondan sonra o horoz hiç
ötmedi. Annesi bu hâli görerek, oğlu Saîd'e;
“Sakın kimseye beddua etme” diye tembihte bulundu.
***
Peki, "fâsıklara, bid’at ehline ve kâfirlere ismen lânet
etmek uygun olur mu?" Muteber kitaplarda "Uygun olmaz" diye
bildiriliyor. Çünkü Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki: Adını söyleyerek, belli
bir kâfire lânet etmemeli. Genel olarak, "Müslümanlara zulmeden kâfirlere lânet
olsun!" demekte mahzur olmaz.
İsim söylenmeden, "Allah'ın lâneti, kâfirlerin, bid'at
ehlinin ve fâsıkların üzerine olsun" demekte de
mahzur yoktur. Çünkü Allahü teâlâ ve Peygamber Efendimiz böyle genel lânet
etmiştir. Bir hadis-i şerif meâli şöyledir:
(Zâlim
âmirlere, fâsıklara ve sünnetimi yıkan bid'at ehline Allah lânet etsin!) [Deylemî]


