Rızâ gösterilen fakirlik, zenginlikten üstündür...
15/03/2026 Pazar Köşe yazarı V.T
Kişi mecbur kalırsa, başkasından bir şey
isteyebilir. Zengin kimsenin istemesi doğru değildir...
Hâce Vâlâpîr hazretleri Hindistan'da yetişen büyük
velîlerdendir. On yedinci asrın ilk yarısında Pâni-püt şehrinde vefât etti.
Babası meşhûr âlim ve evliyâ Abdülkuddûs hazretleridir. Babası meşhûr âlim ve
evliyâ Abdülkuddûs hazretleridir. Onun feyzlerinden istifâde etti. Sayısız
kerâmetleri görüldü. Bir sohbetinde şunları anlattı:
İyilik ve takvâ üzere yardımlaşmalıdır. Kazanç, ticâret ve sanat
mübahtır. Kişi mecbur kalırsa, başkasından bir şey isteyebilir. Zengin kimsenin
istemesi doğru değildir. Rızâ gösterilen fakirlik, zenginlikten üstündür.
Bundan dolayı Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) fakirliği
tercih etti. Peygamber Efendimize yeryüzünün hazînelerinin anahtarı arz
edildiği zaman, Cebrâil aleyhisselâm fakirliği işâret etti. Yine Cebrâil
aleyhisselâm, Peygamber Efendimize tevâzu etmesini de işâret etti. Bu sebeple
Resûl-i ekrem; "Yâ Rabbî! Bir gün aç, bir gün tok olmayı istiyorum.
Acıktığım zaman sana yalvarırım, doyduğum zaman sana hamd eder, seni
anarım" buyurdu.
Allahü teâlâ, hayvanların yaşamaları, üremeleri için muhtaç
oldukları şeyleri her tarafta, bol bol yaratmış, bunlara kolayca kavuşmalarını
ve bulduklarını kolayca kullanabilmelerini ihsân etmiştir. Allahü teâlâ,
insanlarda da şehvet ve gazap kuvvetlerini yaratmış ise de, insanların muhtaç
oldukları şeylere kavuşmaları, bulduklarını kullanabilmeleri ve korktuklarına
karşı savunabilmeleri için, bu kolaylığı ihsân etmemiştir. Yalnız, en lüzûmlu
olan havayı her yerde yaratmış, ciğerlerine kadar kolayca girmesini insanlara
da ihsân etmiş, ikinci derecede lüzûmlu olan suyu, her yerde bulmalarını ve
kolayca içmelerini ihsân etmiştir. Bu iki nîmetten daha az lüzumlu olan ihtiyaç
maddelerini elde etmeleri ve elde ettiklerini kullanabilecekleri hâle
çevirmeleri için, insanları çalışmaya mecbûr kılmıştır. İnsanlar çalışmazlarsa,
muhtaç oldukları, gıdâ, elbise, mesken, silâh, ilaç gibi şeylere kavuşamazlar.
Yaşamaları, üremeleri çok güç olur. Bir insan, muhtaç olduğu bu çeşitli
maddeleri yalnız başına yapamayacağı için, birlikte yaşamaya, iş bölümü yapmaya
mecbur olmuşlardır. Allahü teâlâ, merhamet ederek, seve seve çalışabilmeleri,
çalışmaktan usanmamaları için, insanlarda üçüncü bir kuvvet daha yarattı. Bu
kuvvet, Nefs-i emmâre kuvvetidir. Bu kuvvet, şehvetlere kavuşmak ve gazap
edilenlerle dövüşmek için insanı zorlar.


