Attaki mızraklı ve heybetli zat!..
15/04/2026 Çarşamba Köşe yazarı A.U
Rebîa bin Ebî Abdurrahman hazretleri,
Tâbiînin büyük hadîs ve fıkıh âlimlerindendir.
137 (m. 753) senesinde vefât etti.
Babası Ferruh, Horasan tarafına gazâya giderken hâmile olan
hanımına “üç bin dînar” verdi.
Ve helâlleşip yola çıktı...
Yirmi yedi sene sonra eve döndü.
At üstündeydi.
Ve mızraklıydı.
Atından inip mızrağıyla kapıya vurdu. Kapı açılıp da karşısında
yakışıklı bir delikanlıyı görünce;
“Sen
kimsin, evimde ne arıyorsun?" diye çıkıştı!
Hâlbuki kendi oğlu Rebîa idi.
Sinirlendi, kızdı!
Ve sordu ona:
"Sen
kimsin?”
Tam kavgaya tutuşacaklardı ki, komşuları yetişip ayırdılar.
Meselenin hâlli için zamânın meşhur âlimi Mâlik bin Enes
hazretlerine başvurdular.
Hazret-i Mâlik;
"Ey pîr-i fâni, senin bu evde ne işin var?" diye
sordu.
Ferruh cevâben;
"Ben
Ferruh'um, bu ev de benim" dedi.
Hanımı onu tanıyıp;
"Bu,
zevcim Ferruh'tur. Rebîa da o harpte iken doğan oğlumuzdur" dedi.
Baba oğul sarılıp ağlaştılar!
Sonra Rebîa, Mescid-i Nebevî'ye gidip, her gün vermekte olduğu
dersine başladı.


