Altın levhadaki nasihatler...
16/04/2026 Perşembe Köşe yazarı S.A
"Âdem babamızdan beri bize düşman olan
şeytanı nasıl olur da insanlar dost edinir ve onun dediklerini yapmaya
çalışırlar?"
Kur'ân-ı kerîmin Kehf suresinde, Musa aleyhisselam ile Hızır
aleyhisselâmın beraber yaptıkları ve ibretlerle dolu seyahatleri anlatılır.
Karşılaştıkları hadiselerin üçüncüsü ve sonuncusu bizim mevzumuzla alakalı
olduğundan ondan bahsetmeye çalışacağız...
İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin Ruh-ul-beyân tefsirinde bu
âyet-i kerime şöyle tefsir edilmiştir:
Bu iki mübarek zat, bir şehre gelirler. Yıkılmak üzere olan bir
duvarla karşılaşırlar. Hızır aleyhisselam eliyle duvarı düzeltir. Sebebini ise
bilâhare şöyle izah buyurur: "Bu duvar iki yetim çocuğa aittir.
Altında da bir hazine mevcuttur. Düzeltmeseydik yıkılacaktı, altındaki hazine
de başkaları tarafından alınacaktı. Bu yetim çocukların babası salih bir insandı.
Rabbimiz, babalarının salih biri olması sebebiyle onlara acıdı ve bu duvarı
düzeltmemi emretti."
Adı geçen tefsirde o hazinenin altın bir levha olduğu yazılıdır.
Levhada Besmeleden sonra şu yedi nasihat vardı:
1-
"Kadere, her şeyin takdiri ilâhi ile olduğuna iman eden bir adam nasıl
üzülür?" Hazreti Ali buyuruyor ki: Sabredersen kalemin yazdığı
olur, sevâp kazanırsın. Sabretmez isen yine kalemin yazdığı olur, günâhkâr
olursun.
2-
"Rızıkların taksim edildiğine inanan nasıl rızkından endişe
edebilir?" Karada, denizde ve havada yaşayan bütün canlıların rızkını
gönderen Rabbimiz bizim rızkımızı da gönderir.
3-
"Öleceğine inanan insan nasıl olur da şu kısacık, rüyâ gibi olan bu dünya
hayatına gönül verir." Hasan-ı Basri hazretleri
kahkaha ile gülen bir genç adama rastlar. Ona der ki: "Sana birkaç soru
soracağım, cevap ver... Sen de herkes gibi bir gün öleceksin. İmanla
gideceğinden emin misin?" "Hayır" diye cevap verir genç.
"Kabirde Münker ve Nekir meleklerinin sorularına doğru cevap verebilecek
misin?" Ona da "hayır" der. "Kıyamet günü amellerin
tartılacağı terazinin hayır kefesinin ağır basacağını ve kurtulacağını biliyor
musun?" Onu da "hayır"la cevaplandırınca, "O hâlde bu
kahkahaların ne manası var?"
O genci artık kahkaha ile gülerken kimse görmedi.
4-
"Bütün amellerinden hesaba çekileceğini bildiği hâlde nasıl olur da bugüne
hazırlık yapmaz?"
5-
"Cehennemin yakıtının insanlar ve taşlar olduğunu bildiği hâlde nasıl
günah işlemekten sakınmaz?"
Yanmak çok zordur. Dünyadaki ateş bile bize ne kadar acı veriyor.
En çok üç beş dakika sürer. İnsan ölünce acı duymaz, kendisini cehenneme
attıracak işlerden nasıl sakınmaz?
6-
"Cennetin sonsuz saâdet yeri olduğunu bildiği hâlde insanlar nasıl ona
kavuşmaya, bu nimetleri elde etmeye gayret etmezler?"
Cennete giden yol bellidir. Hangi işleri yaparsak cennetlik,
hangilerini yaparsak cehennemlik olacağımızı çok iyi biliyoruz. Yol
ayırımındayız. Birini tercih etmek zorundayız, birini seçeceğiz.
7-
"Âdem babamızdan beri bize düşman olan şeytanı nasıl olur da insanlar dost
edinir ve onun dediklerini yapmaya çalışırlar?"
"Altın Levha"daki "altın nasihat"lerden
bizler de faydalanabiliriz. Tabii ki önem verirsek...


