Bayramlar, müminlerin kaynaşmasına vesiledir
20/03/2026 Cuma Köşe yazarı A.D
Hazreti Ömer'in halifelik dönemiydi... Bir
bayram sabahıydı. Herkes çocuklarına yeni elbiseler almıştı. Ancak Halifenin
oğlunun elbisesi eskiydi...
Atalarımız "Sayılı günler çabuk geçer" demişlerdir...
Çok şükür, oruçlarımızı tuttuk, bugün de bayramın birinci gününü idrak ediyoruz...
Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hazret-i Ali,
"Bugün, orucu kabul edilenlerin ve günahları affedilenlerin
bayramıdır" buyurdu.
Dinimizde bayramların önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Ramazan
ve Kurban Bayramının gecelerini ihya eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün
ölmez.) [İbni Mace, Taberani]
(Rahmet
kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz. Ramazan
Bayramının ve Kurban Bayramının birinci geceleri, Berat gecesi ve Arefe
gecesi.) [İsfehanî]
(Şu
beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma
gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İbni
Asakir]
Bayramlar; Müslümanların kaynaşması, dostlukların tazelenmesi,
kırgınlıkların giderilmesi, birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi için çok
güzel bir vesiledir. Bilhassa ana-babanın rızasını, duâsını almayı ihmal
etmemelidir. Vefat etmişlerse, duadan mahrum bırakılmamalı; onların dostları,
ahbabları ziyaret edilerek ahde vefa göstermelidir...
Çocuklar sevindirilmelidir. Yetim, kimsesiz çocuklar aranıp
bulunmalı, bayram sevincinden mahrum bırakılmamalıdır...
***
Adaletiyle meşhur Hazreti Ömer'in halifelik dönemiydi... Bir
bayram gelmişti. Herkes çocuklarına yeni elbiseler almıştı. Hazreti Ömer'in
oğlunun elbisesi eskiydi. Bayram günü çocuklar, eski elbiseli olan halifenin
çocuğuyla alay etmeye başladılar. Çocuk, ağlayarak babasının yanına geldi.
Halife, oğluna şefkatle baktı... Beyt-ül-mâl (Hazine) Eminini
çağırdı. Oğlunun ağlama sebebini anlattıktan sonra, gelecek ayın maaşından bir
miktar avans vermesini istedi... Beytül-mâl Emini;
-Yâ Emirel-mü'minin, yaşayacağınızı muhakkak biliyor musunuz ki,
gelecek aya mahsuben benden para istiyorsunuz? dedi. Hazreti Ömer;
-Bunu Allahü teâlâdan başka kimse bilemez, buyurdu.
-Ey Halife! Yaşayıp yaşamayacağınızı bilmedikten sonra, borç
almanız ne size yakışır, ne de bizim vermemiz makûl olur. Öyle değil mi? dedi.
Hazreti Ömer, düşündü, tefekkür etti. Söylediğine pişman oldu...
Böyle bir memuru olduğu için Rabbine şükretti. Ona da hayır duâda bulundu.
Allahü teâlâ o anda çocuğun kalbine bir yumuşaklık verdi.
Babasının düştüğü müşkül durumu anladı ve hiç üzüntü duymadan neşe ile
arkadaşlarının yanına döndü...
Bayramınız mübarek olsun
efendim...


