"Yavrularımız dinlerini tam öğrenemiyorlar..."
30/04/2026 Perşembe Köşe yazarı V.T
“Mümin mümine yardım ve muâvenete borçlu
gibidir. İşini âlimlerin bildirdiği şekilde yap..."
Hilmi Efendi son devir Osmanlı din âlimlerinden ve Nakşibendiyye
yolu Hâlidiyye kolu mensuplarındandır. Ankara'da doğdu. 1916 (H.1335) senesinde
İzmit'te vefât etti. Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî hazretlerinin talebeleri
arasına girdi. Hocasından Hâlidiyye kolundan icâzet aldı. Sonra İzmit'te
Fevziye, Taşıçılarbaşı ve Yeni Cumâ câmilerinde imâm ve hatiplik yaptı.
Vaazlarında şunları anlattı:
Peygamber efendimiz; "Âlimler, Peygamberlerin
vârisleridir" buyurdu. Dînin emir ve yasaklarını bildirmede âlimler
vâristir. Peygamberler dîni, diyâneti insanlara bildirip açıklamakta neler
çektiler. Fakat ilâhî emir ve dînî vazîfeyi bildirmekten geri durmadılar.
İnsanlar ise onlara bu tebliğ ettikleri, bildirdikleri şey sebebiyle düşman
olurlardı. Peygamberler cenâb-ı Hakk'a tevekkül edip (sığınıp, güvenip)
onlardan korkmadılar. Bizler ise dünyâ geçimini düşünüp ararız. Onu da tamam
elde edemeyiz. Bâzımız dünyâda ve âhirette perişan olur gider. Dîni öğretmede
tamâmen peygamberlerin yolunda olsaydık dünyâ ve âhiretimiz mâmur olurdu.
Yavrularımız dinlerini tam öğrenemiyorlar. Yardıma muhtaçlar. Rabbimizin;
"Allahü teâlânın dînine yardım ederseniz Allahü teâlâ da size yardım eder"
(Muhammed sûresi: 7) buyurduğunu duymuşsunuzdur.
“Mümin mümine yardım ve muâvenete borçlu gibidir. İşini
âlimlerin bildirdiği şekilde yap. Bu zamanda fetvâ, takvâ aranmaz deme. Bu
nefis ve şeytanın aldatmasıdır. İslâmiyette güçlük ve zorluk yoktur. Eski
ümmetlerde olan güç ve ağır teklifler bu ümmetten kalkmıştır. Ne çâre ki din
kayrılmaz. İş âlimlere sorulmaz. Âdet ne ise ona bakılır. Nefis ne isterse o
yapılır. Yine de Müslümanlık dâvâsına kalkılır. Heyhat uzak böylelerine
Müslümanlık...
Îmânı tâzelemek husûsunda buyurdu ki: Her gün tecdîd-i îmân
(îmânı yenilemek) müstehaptır. "Yâ Rabbî! Eğer benden unutarak ve
yanlışlıkla ve bilerek küfür ve şirk ve günâh ve her ne meydana gelmiş ise ben
onların hepsinden dönüp vazgeçtim, pişman oldum. Bir dahi yapmamaya söz verdim.
İslâm dînini kabûl ettim. Peygamber Efendimiz hazretleri senin tarafından her
ne getirdi ise inandım, kabûl ettim. Dilim ile söyledim kalbim ile tasdîk
ettim. Hepsi haktır, doğrudur ve gerçektir. Eğer söz ve işlerim dîne aykırı ise
ondan da pişman oldum. Vazgeçtim" demeli ve Âmentü duâsını okumalıdır.


