"Bidat sahiplerinin ibâdeti kabul olmaz"
02/03/2026 Pazartesi Köşe yazarı V.T
“Günahlardan sakınmayan Müslümanların
ibâdetleri sahih olsa da, kabûl olmaz."
Şeyh Nablüsî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler
sâhibi velîlerdendir. 1640 (H.1050) senesinde Filistin’de Nablus’ta doğdu. 1731
(H.1143) senesinde Şam'da vefât etti. On iki yaşında yetim kaldı. İlim
tahsîline ara vermedi. Fıkıh ve usûl-i fıkıh, meânî, beyân, hadîs, tefsîr ve
nahvi zamanın büyük alimlerinden okudu. Bütün bu hocaları, ona icâzet verdiler.
Şeyh Ahmed-i Yekdest hazretlerinin halîfesi olan Şeyh Saîd el-Belhî'den
Nakşibendiyye yolunu tâlîm eyledi. Evliyâlıkta yüksek derecelere erişti. 1664
senesinde İstanbul'a gelip, bir müddet burada kaldı ve ders okuttu. Sonra
yeniden Şam'a gelerek, Sâlihiyye Medresesinde talebe yetiştirdi.
Nablüsî hazretleri “Hadîkat-ün-Nediyye” kitabında buyuruyor ki:
“Günahlardan sakınmayan Müslümanların ibâdetleri sahih olsa da,
kabûl olmaz. Çünkü hadîs-i şerîfte; (Bidat sahiplerinin ibâdetleri kabul olmaz)
buyuruldu. Küfürden sonra günahların en büyüğü bidat sahibi olmak, yanî Ehl-i
sünnet itikâdından ayrılmaktır.”
“Hür kadının, zevci veya ebedî mahrem akrabasından biri yanında
bulunmadan, yalnız veya başka kadınlarla yahut, âkil, baliğ ve sâlih olmayan
mahremi ile üç günlük yola gitmesi haramdır. Bir veya iki erkeğin sefere
gitmesi mekrûhtur. Üç erkeğin gitmesi mekrûh olmaz. Dört erkeğin gitmesi ve
içlerinden birini emîr (başkan) seçmeleri sünnettir.”
“Üzerinde İslâm harfleriyle yazılmış bir yazı, hattâ bif harf
bulunan kâğıdı, örtüyü, seccadeyi yere koymak yere sermek tahrîmen mekrûhdur.
Bunları her ne için olursa olsun kullanmak ve yere sermek, hakaret etmek olur.
Hakaret etmek için sermek veya kullanmak küfür olur. Duvara yazmak, yazıyı
asmak caiz olur denildi. Buradan anlaşılıyor ki, üzerinde Kâbe, câmi resmi veya
yazı bulunan seccâdeleri namaz kılmak için yere sermek caiz değildir. Bunları
zînet (süs) için duvara asmak caiz olur.”
“Sünnet iki türlüdür Sünnet-i hüdâ ve sünnet-i zevâid. Sünnet-i
hüdâ, câmide i’tikâf etmek, ezan ve ikâmet okumak, cemâat ile namaz kılmak
gibidir. Bunlar, İslâm dîninin şiarıdır. Bu ümmete mahsûsdurlar. Beş vakit
namazdan üçünün revâtib, yanî müekked sünnetleri de böyledir. Sünnet-i zevâid,
Resûlullahın (sallallahü aleyhi ve sellem ) giyim, yemek, içmek, oturmak,
barınmak, yatmak ve yürümekteki âdetleri ve iyi işlere sağdan başlamak, sağ eli
ile yiyip içmek gibidir.”


