Ramazan ayı gelince...
18/02/2026 Çarşamba Köşe yazarı H.Y
"Bir kimse, ramazan ayında oruç tutmayı
farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş
günâhları af olur."
İslâmın beş şartından dördüncüsü, mübârek ramazan ayında, her
gün oruç tutmaktır. Ramazan, yanmak demektir. Çünkü, bu ayda oruç tutan ve
tövbe edenlerin günâhları yanar, yok olur. Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” diyor
ki: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Ramazan
ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar
bağlanır.) [Buhârî]
Selmân-ı Fârisî “radıyallahü anh” bildirdi ki, Resûlullah
“sallallahü aleyhi ve sellem” Şaban ayının son günü hutbede buyurdu ki: (Ey
Müslümânlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki
bir gece [Kadr gecesi], bin aydan daha faydalıdır. Allahü teâlâ, bu
ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri terâvîh namazı kılmak
da sünnettir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış
gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu
ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek
ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftar
verirse, günâhları af olur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden âzâd eder. O
oruçlunun sevâbı kadar, ona sevap verilir). Eshâb-ı kirâm,
dediler ki: Yâ Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu
doyuracak kadar zengin değiliz. Resûl “aleyhisselâm” buyurdu ki: (Bir
hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram
edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet,
ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden âzâd olmaktır. Bu ayda, emri altında
olanların [işçinin, memûrun, askerin ve talebenin
vazîfesini hafifletenleri [patronları, âmirleri, kumandanları ve müdürleri], Allahü
teâlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda dört şeyi çok yapınız!
Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, Kelîme-i şehâdet söylemek ve
istigfâr etmektir. İkisini de, zâten her zaman yapmanız lâzımdır. Bunlar da
Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden Ona sığınmaktır. Bu ayda,
bir oruçluya su veren bir kimse, kıyâmet günü susuz kalmayacaktır).
Sahîh-i
Buhârî'deki bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Bir
kimse, ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevâbını,
Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları af olur.) Demek
ki, orucun Allahın emri olduğuna inanmak ve sevap beklemek lâzımdır...
Câbir bin Abdüllahın “radıyallahü teâlâ anh” haber verdiği bir
hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Allahü
teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ı şerîfete beş şey ihsân eder ki, bunları hiçbir
Peygambere vermemiştir: 1-Ramazanın birinci gecesi, Allahü teâlâ müminlere
rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azâb etmez. 2-İftar zamanında,
oruçlunun ağzı kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
3-Melekler, ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolması için
dua eder. 4-Allahü teâlâ, oruç tutanlara, âhirette vermek için, Ramazan-ı
şerîfte Cennette yer tayîn eder. 5-Ramazan-ı şerîfin son günü, oruç tutan
müminlerin hepsini af eder.) [Ettergîb vetterhîb, Beykekî]


