Müminlerin ruhları cennette kâfirlerinki ise cehennemdedir
18/04/2026 Cumartesi Köşe yazarı V.T
"İlim öğrenmekte iken eceli gelen kimseyi
Allahü teâlâ Peygamberlerin mertebesinde karşılar."
Cihangirli Hasan Burhaneddin Efendi İstanbul evliyasındandır.
Harput köylerinden Parcıh'ta doğdu. Bursa’ya giderek evliyadan Yakub Fanî
hazretlerine intisab etti. İcazet alarak İstanbul’a gönderildi. Cihangir’de bir
dergâh kurup, insanları irşad etti. 1074 (m. 1663)’de orada vefat etti. Buyurdu
ki:
Bir kimse, kıyâmet günü kimler arasında bulunacak ise, kabir
hayatında da, onların arasında bulunur. Dünyada iken kimleri seviyorsa,
kimlerin arasında yaşıyorsa, kıyâmette onlar ile berâber haşrolunacaktır.
Müminlerin ruhları Cennettedir. Kâfirlerin ruhları Cehennemdedir. Bazı âlimlere
göre, Cennet-ül me'vâdadırlar. Bu Cennet, Arş'ın altındadır. Zinâyı âdet
edinen, fâiz ve yetim malı yiyenlerin ruhları Cehennemde azap içinde olurlar.
Üzerinde kul hakkı bulunanların ruhları Cennete girmez. Böyle günah
işleyenlerin ve zulmedenlerin ruhları da böyledir. Evliyânın ve sâlih
müminlerin ruhları kabirlerine gelerek, cesedlerini ziyâret ederler. Müminlerin
ruhları birbirlerini ziyâret ederler. Bilhâssa, cuma gecelerinde konuşurlar.
Mümin vefât edip, ruhu semaya çıkınca, müminlerin ruhları gelip, dünyada
tanıdıklarını sorarlar. Vasiyet etmeden ölenlerin ruhlarına konuşmak için izin
verilmez. Âhıret hayatında sabah ve akşam, gece ve gündüz yoktur. Cennet
nûrânîdir.
Şehitlerin bazıları Cennete girmez, Cennetin yanındaki (bârık)
ismindeki nehir kenârında yeşil kubbeler altındadır. Kendilerine sabah ve akşam
Cennet nîmetleri getirilir. Burada sabah ve akşam, dünyadaki zamana
benzetilerek, söylenmiştir. Böyle sözlere (kinâye) denir. Bir rivayette bütün
müminlerin ruhları bu kubbeler altında bulunur. Şehitler, (Dünyadaki din
kardeşlerimiz, bizim kavuştuğumuz nîmetleri, saadetleri bilseler, cihâda,
muhârebeye koşarlardı) derler.
Âl-i İmrân sûresi, yüzyetmişinci âyetinde meâlen, (Allah yolunda
şehit olanlara ölü demeyiniz. Onlar diridirler. Kendilerine, her zaman rızık
verilir. Onlarda azap olunmak korkusu yoktur. Nîmetlerden mahrum kalmak
üzüntüsü de yoktur) buyuruldu. Şehitler böyle diri olunca, Peygamberler de
elbette diri olur. Çünkü, her Peygamberde şehâdet mertebesi vardır. Bir hadis-i
şerifte, (İlim öğrenmekte iken eceli gelen kimseyi Allahü teâlâ Peygamberlerin
mertebesinde karşılar) buyuruldu.


