"Müslüman, alınca değil, verince sevinir”
06/03/2026 Cuma Köşe yazarı A.U
Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri,
187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti.
Bu zât, gençliğinde yaptığı günahlarına tövbe etmişti. Bir gün
Sultân'ın adamlarını gördü yolda.
Yanlarına gitti.
Ve ağlayarak;
"Beni
Sultân'a götürün ki, suçumun cezâsını versin!" diye
yalvardı.
Birlikte gidip, isteğini Sultân'a bildirdiler.
Sultân onu gördü.
"Hoş geldin" dedi.
Ve adamlarına;
"Evine
götürün, istirahat etsin!" diye emretti.
Saygıyla alıp götürdüler.
Evine geldiğinde hâlâ ağlıyordu!
Hanımı gördü onu.
Ve merakla sordu:
"Hayrola bey, ne oldu, niçin ağlıyorsun, yoksa dövdüler mi
seni görevliler?"
"Hayır
dövmediler.”
"Peki, niye ağlıyorsun?"
"Sultân
cezâmı vermedi. Onun için ağlıyorum" buyurdu.
● ● ●
Bu zât bir sohbetinde;
“Kardeşlerim!
Müslüman; almayı değil, vermeyi düşünür. Onu kârlı bilir. Alınca değil, verince
sevinir”
buyurdu.
Ve ilâve etti:
“Böyle
olan kimse, eceli geldiğinde rûhunu da kolay verir. Rûhu, tereyağından kıl
çeker gibi çıkar da haberi bile olmaz.”


