Geçim sıkıntısı çekmek günahlara keffarettir!..
07/03/2026 Cumartesi Köşe yazarı A.D
Hadis-i şerifte mealen buyuruldu ki:
"Öyle günahlar vardır ki, onları ancak geçim hususunda çekilen sıkıntılar
yok eder."
Dünyada, dertsiz, sıkıntısız insan yoktur. Dünya, mümin için
huzur yeri değildir. Azap yeri de değildir. Esas huzur ve azap yeri, ahirettir.
Dünya, ahiretin tarlasıdır. Yani dünya kazanç yeridir. Dünyada ne ekilirse,
ahirette o biçilecektir. Her nimet, bir külfet karşılığıdır. Külfet de
sıkıntısız olmaz. Dünyalıktan gelen her sıkıntı, Müslümanın kalbini dünyadan
soğutur ve nefret ettirir. Hadis-i şeriflerde mealen buyuruldu ki:
(Öyle
günahlar vardır ki, onları ancak geçim hususunda çekilen sıkıntılar yok eder.) [Hatib]
(Kulun
günahı çoğalır da, onu yok edecek güzel ameli bulunmazsa, ona sıkıntılar gelir
ve günahlarına kefaret olur.) [İ. Ahmed]
Gerek geçim sıkıntısı, gerekse başka sıkıntılar için güzelce sabretmelidir.
Sabretmemek bir şeyi halletmediği gibi, kızıp sağı solu kırıp geçirmek daha
büyük zararlara sebep olur. Bir müminin ayağına bir diken batsa veya evde bir
bardak kırılsa, günahlarına kefaret olur. Onun için bütün sıkıntılara,
üzüntülere katlanmak büyük nimet olur...
***
Eskiler, "Ya Rabbi, memleketimizi kaht-ü galâdan muhafaza
eyle" diye dua ederdi. "Kaht" yokluk, "galâ" pahalılık
demektir. Bir şeyin yokluğu, pahalılığından daha kötüdür. Şimdi böyle dualar
unutuldu. Sadece şikâyetler kaldı.
"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" demek, musibet ve
belayı geri çevirir. Gelmiş olan bela ve musibetin kalkması için ise, istiğfar
etmek lazımdır. Cenâb-ı Hak, "Tövbe ederseniz, imdadınıza yetişirim"
buyuruyor. Günahlar ve belalardan korunmak için, tövbe ve istiğfar etmelidir.
Enes bin Malik "radıyallahü anh" bildirdi ki:
Medine’de pahalılık oldu. Fiyatlar yükseldiği için kâr haddi
koyması istenildiğinde, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) "Fiyatları
koyan Allahü teâlâdır. Rızkı genişleten, daraltan, gönderen yalnız Odur. Ben
Allahü teâlâdan bereket isterim" buyurdu. Başka bir
hadis-i şerifte ise, "Kâr haddi koymayın, fiyat koyan Allahü
teâlâdır" buyuruldu.
Karaborsacılar, fırsatçılar tarafından [mallar saklanarak] fiyatlar yükseltilip
millete zarar ve zulüm hâline geldiği zaman, belediyenin ilgililerle istişare
ederek uygun bir narh, kâr haddi koyması caiz olur. (Redd-ül-muhtar)
Peygamber Efendimiz, Müslümanların, şehre mal getiren köylüleri
(üreticileri) karşılayıp piyasaya fiyatını gizleyerek, ucuz satın almalarını
yasaklamıştır. Piyasayı bilmeyenlere yüksek fiyatla mal satmak da haramdır.
Esnaf, hile yapmazsa, dürüst çalışırsa kazandığı helal olur. Ne
mutlu böyle esnafa...


