"Allahü teâlâ, rübûbiyyetini âciz kullarına bırakmaz!.."
08/03/2026 Pazar Köşe yazarı V.T
Kazâ ve kader bilgisini, çok kimseler
anlayamamış, doğru yoldan ayrılmıştır.
Mevlânâ Bedreddîn Serhendî hazretleri İmâm-ı Rabbânî
hazretlerinin önde gelen talebelerindendir. 1593 (H.1002) senesinde
Hindistan'da Serhend’de doğdu. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hânegâhında, ilim
tahsîl ederek yetişti. Hocasının teveccühlerine kavuşup, sohbetlerinde
bulunmakla şereflendi. 1688 (H.1098) senesinde orada vefât etti.
"Hadarât-ül-Kuds" isimli eserinde, İmâm-ı Rabbânî hazretlerini çeşitli
hâlleri ile, dünyâya gelişinden Cennet'e gidişine kadar; keşfleri, kerâmetleri,
tasavvuftaki dereceleri, eşsiz nasîhat ve sözleri, tatlı ve feyizli bir dille
anlatılmakta, ondan sonra yüksek oğulları ve halîfeleri bildirilmektedir.
İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin, Mevlânâ Bedreddîn Serhendî'ye
gönderdiği bir mektup:
Kazâ ve kader bilgisini, çok kimseler anlayamamış, doğru yoldan
ayrılmıştır. Bu bilgi üzerinde akıl yürütenler, vehim ve hayâllerine
kapılmıştır. Bunlardan bir kısmı, insanların isteyerek yaptığı işlerinin cebir,
zor ile olduğunu sanmış, çokları da, insanların her işi yaratarak yaptığını,
isteyerek yapılan işlere, Allahü teâlânın karışmadığını söylemiştir. Üçüncü
anlayış şekli de, doğru yolda gidenlerin, İslâmiyeti iyi anlayanların sözüdür.
Bunlar, "Fırka-i nâciye" ismi ile müjdelenmiş olan, "Ehl-i
sünnet ve cemâat"dir.
Allahü teâlâ, o yüksek âlimlerden ve onların yolunda gidenlerden
râzı olsun! Bunlar birinci ve ikinci kısımda olanlar gibi taşkınlık yapmamış,
orta yolu seçmişlerdir. Ehl-i sünnetin reîsi olan İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe,
İmâm-ı Câfer-i Sâdık'tan şöyle sordu:
"Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini onların arzûsuna
bırakmış mıdır?" O da; "Allahü teâlâ, rübûbiyyetini (yaratmak ve her
istediğini yapmak büyüklüğünü) âciz kullarına bırakmaz" buyurdu.
"Kullarına, işleri zor ile mi yaptırıyor?" diye sorunca da;
"Allahü teâlâ âdildir. Kullarına zor ile günah işletip, sonra Cehennem'e
sokmak, O'nun adâletine yakışmaz" buyurdu. "O hâlde, insanların,
istekli hareketi, kimin arzûsu ile oluyor, kim yapıyor?" diye sordu. O da;
"İşleri insanların arzûsuna bırakmamış ve kimseyi cebr etmemiştir. İkisi
arası olagelmektedir. Yaratmayı kullarına bırakmadığı gibi, zor ile de
yaptırmaz" buyurdu.
İşte, Ehl-i sünnet âlimleri diyor ki: Kulların ihtiyârî, istekli
hareketlerini, işlerini Allahü teâlâ îcâd etmekte, yaratmaktadır. O'nun kudreti
ile var oluyorlar. Fakat insanın kudreti de karışmaktadır. İstekli
hareketlerimiz, Allahü teâlânın kudreti ile "yaratılır" ve bizim
kudretimiz ile "kesbedilmiş" olur.


