En büyük nîmet, Allahü teâlâyı bilmektir...
08/04/2026 Çarşanba Köşe yazarı V.T
"Talebe; edebi gözetip, âlimlerin
huzûrunda onları can kulağı ile dinleyen kimsedir."
Sirâcüddîn Osman hazretleri Sultan-ül-ulemâ Hâce Nizâmüddîn-i
Evliyâ'nın yetiştirdiği Hindistan evliyâsının büyüklerindendir. Lüknov'da
doğdu. Daha gençlik yıllarında, Hâce Nizamüddîn hazretlerinin sohbetlerinde
bulunarak yetişti. Hâce hazretlerinin sohbetleri bereketiyle, tam bir olgunluğa
kavuşup, icâzet ve hilâfet almakla şereflendi ve memleketi olan Lüknov'a
gönderildi. Burada talebe yetiştirmekle meşgul olpu 1357 (H.759) yılında orada
vefât etti...
Sohbetlerinde şöyle buyurdu:
"İnsan niyetini düzeltemese de, ilim öğrenmek, terk
etmekten daha fazîletlidir. Çünkü ilim öğrenince, o ilmin onun niyetini
düzeltmesi umulur. Mücâhid rahmetullahi aleyh buyurdu ki: Biz ilim öğrenirken
niyetimiz tam olarak düzgün değildi. Sonra Allahü teâlâ bize niyetimizi
düzeltmeyi nasip etti."
Yine bâzı âlimler şöyle buyurdu: "Biz ilk önce ilmi Allah
rızâsını niyet ederek öğrenmedik. Fakat ilim bu hâlimizi kabûl etmedi. Onu,
Allah için öğrenmemize vesîle oldu."
"Allahü teâlanın kullarına verdiği ilk ve en büyük nîmeti,
onların kalplerini îmâna açması ve kalblerine îmânı yerleştirmesidir. Bu
nîmetten sonra, Allahü teâlâyı bilmek en büyük nîmettir. Allahü teâlâyı bilmek
dînen vâcibdir. Allahü teâlâyı bildikten sonra, O'nun kazâsına, kaderine,
hayrına, şerrine, azına, çoğuna, acısına, tatlısına, mahbûbuna sevgili gelene
ve mekrûhuna kötü gelene rızâ gösterip, hepsinin Allahü teâlâdan olduğuna
inanmak ve teslîm olmak büyük nîmettir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen;
(Allah, kime hidayet etmeyi dilerse, İslâma onun göğsünü açar, gönlüne genişlik
verir. Her kimi de sapıklıkta bırakmak isterse, onun kalbini öyle daraltır
sıkıştırır ki, îmân teklifi karşısında göğe çıkacakmış gibi olur. Allah, îmân
etmeyenler üzerine, böyle âzâb bırakır.)" [En'âm sûresi: 125]
"İnsanlara doğru yolu gösteren âlim şu kimsedir ki; kendi
huzûrunda iken senin kalbini derleyip toparlayan, yokluğunda seni her türlü
kötülüklerden haram, günah ve çirkin şeylerden koruyan, sâhip olduğu en güzel
ahlâk ile seni terbiye eden ve o ahlâkla ahlâklanmanı sağlayan, kendine mahsus
terbiye usûlleriyle terbiye eden, kendi îmân nûrunun parlaklığıyla talebesinin
kalbini parlatan ve kalbini kötülüklerden temizleyendir. Talebe ise; Allahü
teâlânın sevdikleri ile berâber olduğu zaman edebi gözetip, güzel ahlâk sâhibi
ve her işte tevâzu üzere olan, âlimlerin huzûrunda onları can kulağı ile
dinleyen kimsedir."


