"Allahü teâlâ, hasetçi kimsenin düşmanıdır!"
10/04/2026 Cuma Köşe yazarı V.T
"Ey mümin! Ne oluyor ki, seni, komşunu;
yemede, içmede, giymede kıskanır görüyorum. Bu nasıl iş?"
Kıdvet-ül-Evliyâ hazretleri Hindistan'ın büyük velîlerindendir.
Radul şehrinde doğdu. Burada tahsilini tamamladıktan sonra Pânipüt şehrine
giderek Celâleddîn Pânipütî'nin sohbet ve hizmetinde bulundu. Kısa zamanda
icâzet almakla şereflendi. Hilâfet hırkası giyip, insanlara doğru yolu
göstermek için, hocası tarafından memleketine gönderildi. 1433 (H.837)
senesinde Radul şehrinde vefât etti.
Bu mübarek zat, sohbetlerinde şöyle buyurdu: Ey mümin! Ne oluyor
ki, seni, komşunu; yemede, içmede, giymede ve başka şeylerde kıskanır
görüyorum. Bu nasıl iş? Bilmiyor musun ki, bu senin îmânını zayıflatır.
Mevlânın yanında kıymetin kalmaz. Seni, Allahü teâlânın gazabına uğratır.
Peygamber Efendimiz; (Allahü teâlâ, hasetçi kimse nîmetimin düşmanıdır)
buyurdu" diye bildirmiştir. Resûl-i ekrem bir hadîs-i şerîfte; (Ateş odunu
yiyip bitirdiği gibi, haset de iyilikleri yer) buyurdu. Sen, haset ettiğin
kimseyi, hangi ve ne hususta haset ediyorsun. Onun kısmeti için mi, yoksa kendi
kısmetin husûsunda mı haset ediyorsun? Eğer onu, Allahü teâlânın ona kısmet
olarak verdiği şeyde haset ediyorsan, ona haksızlık etmiş olursun. Haset
ettiğin kimse, Allahü teâlânın kendisi için takdir ve taksim ettiği nîmetin
içerisinde bulunmaktadır. Sen onu, Allahü teâlânın bu ihsânından dolayı haset
etmekle, ne kadar haksızlık ve cimrilik yaptığını, ne kadar akılsızlık ettiğini
biliyor musun? Eğer onu, sana takdir edilenin onun eline geçeceğinden endişe ederek
kıskanıyorsan, bu senin çok câhil olduğunu gösterir. Çünkü senin kısmetini
başkası yiyemez. Muhakkak ki Allahü teâlâ sana zulmetmez. Allahü teâlâ senin
için takdir ettiğini, sana nasip olarak verdiğini, senden alıp başkasına
vermez.”
“Allahü teâlânın evliyâsı, yemek, içmek ve uyku ile, başkasının
hakkında konuşmakla, birisine vurmakla bu makâma kavuşmadı. Ancak mücahede ve
riyâzet çekmekle kavuştu.”
“Edebini, edeb öğreten hocadan almayan, kendisine uyanları
yanlış yola götürür.”
“En küçük bid'atten bile kaçınmayandan, zararı dokunmasın diye
siz ondan kaçın.”
“İlimden yalnız konuşma ile yetinen ve hakîkati ile
sıfatlanmayan helâk olur. İbâdet yaparken, fıkhın gereğini yerine getirmeyen
ibâdet yapmış sayılmaz. Fıkıh bilgisi öğrenirken verâ sâhibi olmayan aldanır.
Kendisine lazım olan işleri yapansa kurtulur.”


