Din ile dünyayı birlikte kazanmak
21/01/2026 Çarşamba Köşe yazarı O.Ü
Sual: Bir kimse, hem dünyasını, hem de ahiretini ikisini birlikte mamur edebilir, ikisini birlikte kazanabilir mi?
Cevap: Ahireti
kazanmak için, dünyayı yani haramları, mekruhları terk etmek lazımdır. Dünyayı
terk etmek, iki türlüdür:
Birincisi, bütün haram olan şeylerle beraber, mubahları da yani
günah olmayan lezzetlerin çoğunu da bırakıp, yaşamak için zaruri olan miktarını
kullanmaktır. Tembel ve işsiz olarak oturup da, dünyanın zevk, keyif ve
eğlencelerine dalmak yolunu bırakarak, her türlü zevk ve lezzetinden vazgeçip,
bütün zamanını, ibadetle, Müslümanların rahatları ve İslam dinini
bilmeyenlerin, doğru yola kavuşmaları için lazım olan ilmi ve teknik usulleri,
vasıtaları, en ileri, en üstün şekilde yapmak ve kullanmakla geçirmek, böylece durmadan
çalışmaktır. Dünya zevkini böyle çalışmakta aramak ve bulmaktır. Eshab-ı
kiramın hepsi ve din büyüklerinin çoğu, hep böyle idi. Dünyayı, bu şekilde terk
etmek, çok faydalıdır. Bundan maksat, İslamiyetin emrettiği şeyleri yapmak
için, bütün rahatı ve zevkleri feda etmektir.
İkincisi, dünyada haram ve şüpheli şeylerden kaçıp mubahları
kullanmaktır. Bu kısım da, ahir zamanda, çok kıymetlidir. Bu sebeple,
İslamiyetin haram ettiği şeylerden kaçınmak, her Müslüman için lazımdır.
Hadis-i şerifte;
(Yalnız
dünya için çalışana, yalnız kaderinde olan kadar gelir. İşleri karışık,
üzüntüsü çok olur) buyuruldu.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektûbât kitabında, bu konuda
buyuruyor ki:
“Din ile dünyayı birlikte kazanmak imkânsızdır. Ahireti kazanmak
isteyenin, dünyadan vazgeçmesi lazımdır. Bu zamanda, dünyayı tamamen terk
etmek, kolay değildir. Hiç olmazsa, hükmen terk etmek, yani terk etmiş sayılmak
lazımdır. Bu da, her işte İslamiyete uymak demektir. Yiyecekte, içecekte,
giyecekte ve ev kurmakta İslamiyete uymak lazımdır. İslamiyetin emirlerini
aşmamak lazımdır. Altın ve gümüşün, ticaret eşyasının, kırda, çayırda otlayan
dört ayaklı hayvanların zekâtını vermek farzdır. Bunların zekâtını elbette
vermelidir. İslamiyete uymakla ziynetlenen bir kimse, dünyanın zararından
kurtulmuş olur ve ahireti kazanır. Dünyayı yani nefsin arzularını, böyle hükmen
de terk edemeyen kimse, münafık demektir. İmanlı olduğunu söylemesi, ahirette
kendisini kurtaramaz.”


