Bilmemek özür değil günah olur!..

06/03/2019 Çarşamba Köşe yazarı V.T

Mükellef olan Müslümanın, Allahü teâlânın sıfât-ı zâtıyyesini ve sıfât-ı sübûtiyyesini, doğru bilmesi lâzımdır.
 
Magnisavîzâde Mehmed Efendi, Fâtih Sultan Mehmed Hân devrinin büyük âlimlerindendir. Aslen Magnisa (Manisa)lıdır. 888 (m. 1483) senesinde vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
İslâm âlimleri buyurdu ki: 
Mükellef olan, yani âkil baliğ olan, kadın, erkek her Müslümanın, Allahü teâlânın sıfât-ı zâtıyyesini ve sıfât-ı sübûtiyyesini, doğru bilmesi ve inanması lâzımdır. Herkese ilk farz olan şey budur. Bilmemek özür olmaz. Bilmemek günah olur. Allahü teâlâdan başka olan her şeye, “Mâsivâ” veya “Âlem” denir. Âlemlerin hepsi yok idi. Hepsini Allahü teâlâ yarattı. Âlemlerin hepsi mümkündür ve hâdisdir. Yani, yok iken var olmuştur. (Allahü teâlâ var idi. Hiçbir şey yok idi) hadîs-i şerîfi, böyle olduğunu bildiriyor. Bu nizâmı yaratanın; “Hay” diri, “Âlim” bilici, “Kadir” gücü yetici, “Mürid” dileyici, “Semi” işitici, “Basîr” görücü ve “Mütekellim” söyleyici, “Hâlık” yaratıcı olması lâzımdır, Çünkü, “Ölmek”, “Câhil olmak”, “Gücü yetmemek”, “Zorla yapmak”, “Sağırlık”, “Körlük” ve “Söyleyememek” birer kusurdur, utanılacak şeylerdir. Bu kâinatı, bu âlemi, bu nizâm üzere yaratanda ve yok olmaktan koruyanda böyle kusurlu sıfatların bulunması olacak şey değildir.
Allahü teâlânın “Sıfât-ı zâtıyye”si altıdır. (Bunlar yukarıda bildirilmiştir.) “Sıfât-ı sübûtiyye”si, “Mâtürîdiyye” mezhebinde sekizdir. Eş’arîlerde ise yedidir. Bu sıfatları da, zâtı gibi ezelîdir, ebedîdir. Yani sonsuz olarak vardırlar. Mukaddestirler. Mahlûkların sıfatları gibi değildirler. Akıl ile, zan ile ve dünyâdakilere benzetilerek anlaşılamazlar. Allahü teâlâ, bu sıfatlarından birer örnek, insanlara ihsân buyurmuştur. Bunları görerek, Allahü teâlânın sıfatları biraz anlaşılabilir.
İnsan, Allahü teâlâyı anlayamayacağı için, Allahü teâlâyı düşünmek, anlamağa kalkışmak caiz değildir. Allahü teâlânın sekiz sıfât-ı sübûtiyyesi, zâtının aynı da değildir gayrı da değildir. Yani sıfatları, kendisi değildir. Kendisinden başka da değildir. Bu sekiz sıfat: Hayât, ilm, sem’, basar, irâde, kudret, kelâm ve tekvîn’dir. Eş’ariyye mezhebinde, tekvin sıfatı, kudret sıfatı ile birdir. Meşiyyet de, irâde demektir. Allahü teâlânın sekiz sıfatından her biri basittir, bir hâldedir. Hiçbirinde, hiçbir değişiklik olmaz.
Magnisavîzâde, bir ramazan iftar sofrasının başında, tam ezan okunduğu bir sırada, henüz iftarını açmadan kendisine bir fenâlık geldi. Oruçlu bir hâlde âhırete göç etti.