Oruçla kavuştuğumuz nimetler...
26/02/2026 Perşembe Köşe yazarı S.A
Oruçta, sayılamayacak kadar çok faydalar
vardır. Fakat biz orucu bu faydalar için değil, dinimizin emri olduğu için
tutuyoruz...
Rabbimiz, bize neyi emretmişse, neyi yapmamızı buyurduysa
mutlaka onda bizim maddi ve manevi faydalarımız vardır. Hangilerini haram
kılmışsa, şüphesiz onlarda da pek çok zararlarımız vardır. Bugün anlamasak bile
yarın, gün geçtikçe daha iyi anlayacağız. Biz bilemeyiz, o bilir...
Bizleri yaratan ve yaşatan, annemizden daha çok bize şefkati
olan Rabbimizi dinlersek, emirlerini yapar, yasaklarından kaçınırsak; dünyada
da, kabirde de, ahirettede de huzur ve saadet içinde oluruz. Aksi takdirde her
üç hayatımız da sıkıntı ve üzüntülerle geçer.
Oruçta, sayılamayacak kadar çok faydalar vardır. Fakat biz orucu
bu faydalar için değil, dinimizin emri olduğu için tutuyoruz. İlk önce,
sıhhatimiz için oruç tutmalıyız.
(Oruç
tutunuz sıhhat bulursunuz) hadis-i şeriftir. Oruç
tutan sıhhat bulur. Bütün gün çalışan ve yorulan organlarımızı gece uyurken
dinlendiriyoruz. Dinlenemeyen, istirahat edemeyen bazı organlar var; midemiz,
bağırsaklarımız ve sindirim sistemimiz... Bunlar sürekli çalışırlar, dinlenmek
nedir bilmezler. Tıka basa yiyip yatsak da, uyandığımızda acıktığımızı görürüz.
Biz uyumuş kendimizden geçmişiz ama sindirim sistemimiz uyumamış, hep
çalışmışlardır. Bu sürekli çalışma onları yıpratır ve yorar.
Uyurken gözümüz, kulağımız, elimiz, ayağımız ve beynimiz hep
dinlenirler. Dinlenemeyenleri de hiç olmazsa senede bir ay yalnız gündüzleri
olsa bile, oruç tutarak dinlendirme imkânını sağlamış oluruz.
İlim ilerledikçe, oruç tutmanın sıhhatimiz için ne kadar iyi
olduğu daha iyi anlaşılacak ve doktorlar reçetelerine ilaçlarla beraber
'oruç' da yazacaklar...
Sabretmeyi emir ve teşvik eden 70'ten fazla âyet-i kerime var,
en büyüğü; "Rabbimiz sabredenlerle beraberdir" müjdesidir.
Sabretmek, insanlara mahsustur. Melekler sabretmezler, çünkü
onlar yemez, içmez ve hasta olmazlar. Hayvanlarda da sabır söz konusu değildir.
Çünkü onlarda akıl yok, sorumlu da değiller.
İnsanoğlu
bu iki varlık arasındadır. Aklı var, melekler gibi, nefsi var hayvanlar gibi.
Aklını üstün tutarsa melekleşmeye doğru yükselir, hatta
onları da geçer. Çünkü melekler ister istemez iyidirler, ama insanlar nefsi ile
mücadele sonunda yükselebilmiştir. Nefsi galip gelirse bu defa hayvanlaşmaya
doğru alçalır, onlardan da daha aşağı iner. Çünkü hayvanlar sorumlu
değillerdir...
Rabbine itaat etmeyen, haramlardan sakınmayanlar kıyamet günü,
cehenneme sevk edildikleri zaman diyecekler ki: Keşke biz dünyaya insan olarak
gelmeseydik; yılan olarak, akrep olarak gelseydik de bu şiddetli azaba
uğramasaydık. Yanmak çok zor şeydir, yanmayan bilmez...
Oruç tutmakla imtihan kazanmış oluruz. Malum, dünyaya biz bunun
için geldik, hepimiz imtihan salonundayız. Rabbini tanıyan, emirlerine değer
veren, haramlardan sakınanlarla, kendisini yaratan ve yaşatan zatı tanımayan,
emir ve yasaklarına kulak asmayanların birbirlerinden ayrılmaları gerek. Her
kişi yaptıklarının karşılığını görecektir, iyiler ebedî saadete, kötüler de
layık oldukları azaba kavuşacaklardır.


