Hayatın kıymetini bilmek...
04/01/2026 Pazar Köşe yazarı S.K
Dünya, ahiretin tarlasıdır. Bu kıymetli
zamanları faydasız şeylerle değil, Allahü teâlânın râzı olduğu, beğendiği
şeyleri yapmakla geçirmelidir...
Dünya hayatının kıymetini bilmeli. Onu ahireti kazanmak için
değerlendirmelidir... Büyük İslam âlimi İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
“Kazanç zamanı geçip gidiyor. Her geçen an, ömrümüzü azaltmakta,
ecel zamanını yaklaştırmaktadır. Bugün aklımızı başımıza toplamazsak, yarın âh
etmekten ve pişmanlıktan başka elimize bir şey geçmez. Bu birkaç günlük sağlık
zamanında, dinimize uygun yaşamaya çalışmalıyız! Ancak böylece kurtulmamız umulur.
Dünya hayatı, iş yapacak zamandır. Keyif yapacak, eğlenecek zaman ileride,
ahirette gelecektir. Orada, dünyada yapılan işlerin karşılığı ele geçecektir.
İş zamanını eğlence ile geçirmek, çiftçinin tohum ekmemesi ve mahsul almaması
gibidir...
Ölmek felaket değil, öldükten sonra başa gelecekleri düşünmemek,
hazırlanmamak felakettir. Bu zamanınız fırsattır. Fırsat da, büyük nimettir.
Sıhhat ile ve üzüntüsüz geçen vakitler, bulunmaz ganimettir.”
İmam-ı Rabbanî hazretlerinin oğlu Muhammed Ma’sum Farukî hazretleri
de şöyle buyurdu:
“Yazıklar olsun, ömür geçti!.. Dünyanın vefasız, yalancı olduğu
şimdi anlaşıldı. Hayatı, hayâl oldu. Fitneleri, dertleri bitmedi. Ahbap,
arkadaşlar, öldüler, gittiler. Bu hâlleri görüp de gafletten uyanmıyor, ibret
almıyoruz. Pişman olmuyoruz. Tövbe etmiyoruz. Gaflet devam ediyor, günahlarımız
artıyor. Allahü teâlâ, Tevbe sûresinin 126. âyetinde meâlen, (Görmüyorlar
mı ki, her sene, bir iki kere, dertlere, belâlara yakalanıyorlar. Yine tövbe
etmiyor, pişman olmuyorlar) buyurdu. Bu nasıl imandır? Nasıl
Müslümanlıktır? Ne kitaptan ne sünnetten nasihat alınıyor! Ne de başa gelen
dertlerden, hâdiselerden ibret alınıyor... Uzun seneler, beraber yaşadıkları,
birlikte gezip dolaştıkları, yiyip içtikleri, yatıp kalktıkları ahbaplarını, arkadaşlarını
düşünsünler. Sevdiklerinin, birlikte eğlendiklerinin, yardımcılarının ne
olduklarını görmüyorlar mı? Hiçbirinden bir şey kaldı mı? Onlardan haber
verenler var mı? Ömürlerinin harmanını rüzgâr götürdü... Birkaç günlük ömrümüzü
gaflet ile geçirmemeye gayret edelim. Tavşan uykusu ile yaşamayalım!
Kalplerimizi geçici, yaldızlı, sahte lezzetlere kaptırmayalım! Allahü teâlânın
emrettiği ibadetleri, razı olduğu iyi işleri yapalım! Nefis ve şeytanın ve kötü
kimselerin yalanlarına, fitnelerine inanmayalım! Kabir ve kıyamet azaplarını
düşünerek, kendimizi şimdiden koruyalım!”
Büyük velî Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri de buyurdu ki: (Dünyanın
bir saati, Kıyâmetin bin senesinden daha iyidir. Zira bu bir saatte, sâlih,
makbûl bir amel işlenebilir ve o bin senede bir şey yapılamaz. Çünkü kazanç
yeri dünyadır.)
Ömrünü
boş geçirme, nefsine kuvvet verme,
Uyan!
Gaflet eyleme, yalvar güzel Allah'a.
Günâhın
çok olsa da O'ndan ümidi kesme,
Affı,
keremi boldur, yalvar güzel Allah'a.


