"Bu dükkânın geliri, senin talebelerine!.."
16/01/2026 Cuma Köşe yazarı V.T
Danyal aleyhisselâm:
"Falan dükkânı Abdullah'a ver ki, kazancını talebelerine dağıtsın!"
Şeyhülislam Abdullah-i Ensârî hazretleri evliyânın
meşhûrlarından ve Hanbelî mezhebinin büyük fıkıh âlimlerindendir. 1005 (H.396)
senesinde Afganistan’da Herat'ta doğdu. 1088 (H.481) senesinde aynı yerde vefât
etti. Hadîs ilminde yüksek derecede âlim idi. Üç yüz binden ziyâde hadîs-i şerîf
ezberlemiştir. Ayrıca tefsîr, fıkıh, kelâm, târih, neseb ve diğer ilimlerde
âlim idi. Silsile-i aliyye büyüklerinden Ebü'l-Hasan-ı Harkânî hazretlerine
intisab ederek tasavvufta da yüksek derecelere ulaştı. Abdullah-ı Ensârî
buyurdu ki:
"Şu iki kimseden daha büyük bir âlim görüp
işitmedim. Onlar; Harkan'da Ebü'l-Hasan-ı Harkânî ve Herat'ta Abdullah
et-Tâkî'dir. Ebü'l-Hasan-ı Harkânî hazretlerinin talebeleri bana; 'Otuz senedir
hocamızın sohbetiyle şerefleniriz. Sana gösterdiği alâka ve muhabbet gibi
kimseye göstermedi. Sana ihsân ettiği gibi, başkasına böyle ihsân ettiğini
görmedik' dediler."
Bir gün, Ebü'l-Hasan-ı Harkânî hazretlerine;
"Efendim, bir şey sormak istiyorum" dedim. O da; "Sor, ey benim
çok sevdiğim Abdullah!" dedi. Beş suâl sordum. İkisini lisân-ı hâl ile,
yaşayarak, üçünü de lisân-ı kâl ile, söyleyerek cevaplandırdı. İki elimi
dizinin üzerinde tutmuş idi. Bu hâl beni çok etkiledi. Öyle çok ağladım ki,
gözlerimden devamlı gözyaşı akıyordu. Tasavvufu Ebü'l-Hasan-ı Harkânî hazretlerinden
öğrendim.
Birincisi; normal insanların sarılması ki, Allahü
teâlâdan gelen emir ve yasaklara sarılıp, devâm etmektir. Bu kısımda bulunan
insanların ibâdet ve tâatı, yakîn elde etmek içindir. Bu, Allah'ın ipine
(Kur'ân-ı kerîme) sarılmaktır. İkincisi; seçilmişlerin sarılması olup, bunların
emir ve yasaklara uymaktaki gayretleri, Allah'tan başka her şeyden kesilmek,
O'na, O'nun emirlerine teslim olmaktır. Bu da urvet-ül-vüskâdır. Üçüncüsü;
seçilmişlerin seçilmişlerinin sarılması ki, bunların emir ve yasaklara
uymaktaki gayretleri, Allahü teâlâyı müşâhede etmek, O'nun yakınlığı ile meşgûl
olmak nîmetine kavuşmak içindir. Buna da 'itisâm-ı billah' denir."
"Maddî gücüm olmadığı için, talebelerime bir şey
alamazdım. Kimseden de bir şey isteyemezdim. Bu sebepten gönlümde bir elem
vardı. Bir kimse, hazret-i Danyal aleyhisselâmı rüyâsında görmüş. Ona; 'Falan
dükkânı Abdullah'a ver ki, kazancını talebelerine dağıtsın' buyurmuş. O kimse
de bunu kabûl etmiş. O şahıs, bu rüyâdan sonra dükkânın kazancını, talebelere
dağıtmak üzere bana verdi."


