"Ey nefsim, niçin kırdın onu?!."
27/11/2025 Perşembe Köşe yazarı A.U
Evliyânın büyüklerinden Abdullah-i Mürteiş hazretleri,
bir gün evinin önünde oturuyordu ki, bir genç gelip para istedi ondan.
Ama bir şey vermedi.
Zîra gencin üzerinde yeni bir elbise vardı ve hiç de fakîre
benzemiyordu.
Hattâ kalbinden;
"Bu
niçin dileniyor? Yaşı henüz genç, sakat değil, elbisesi yeni. Bu hâlde dilenmek
ona yakışıyor mu?" diye geçirdi.
O genç de ayrılıp gitti.
Eli boş, boynu bükük ve kırılmış bir kalple.
O gidince pişmân oldu böyle düşündüğüne. Peşinden koştuysa da
göremedi bir daha.
Kendi kendine;
"Ey
nefsim, niçin kırdın onu? Rabbimiz rızık gönderirken bakıyor mu kullarının
günâhına? Belki de o, Allahın sevgili bir kuluydu, kim bilir" diye
düşündü...
Ve uyuyakaldı.
Rüyâsında Hazret-i Alî'yi “radıyallahü anh” gördü.
Yanında o fakîr de vardı.
Alî bin Ebî Tâlip;
“Niçin
üzdün bu genci? Paran da vardı hâlbuki. Parası varken fakîre vermeyeni, Allahü
teâlâ sevmez” buyurdu.
O anda uyandı uykudan.
“Eyvâh
ben ne yaptım” dedi kalbinden.
Fırladı yataktan.
Dünyâlık nesi varsa tamâmını tasadduk etti fukarâya. Ve o gün
yola çıktı. Bağdat Medresesinde on beş sene ilim tahsil etti.
Sonra, Ebû Hafs-ı Haddâd hazretlerini tanımakla şereflendi.


