Başka mezhebi taklit eden, kendi mezhebinden çıkmaz!
19/11/2025 Çarşamba Köşe yazarı V.T
Başka mezhebi taklid etmek, mezheb değiştirmek
demek değildir.
Yunuszade Ahmet Vehbi Efendi, son devir Osmanlı
müderrislerindendir. 1 Temmuz 1871 tarihinde Afyon-Bolvadin’de doğdu.
DedesiKonya'nınTuzlukçu kasabasıKoraşı köyünden gelerek Bolvadin’e yerleşmişti.
İstanbul Fatih Medresesinden mezun oldu. 1894’te Şam’a gidip, hadis ilmi
üzerine ihtisas yaptı. Dönüşünde Bolvadin Nebi Efendi Medresesinde müderrislik
yaptı. Zamanında yayınlananbazı dergi ve gazetelerde yazı ve şiirleri
yayınlandı. Millî Mücadele’de önemli hizmetleri bulunan Yunuszade Ahmet Vehbi
Efendi 9 Aralık 1938 tarihinde vefat etti. Soyadı kanunu ile birlikte Ünlü
soyadını aldı.
AhmedVehbi (Ünlü)Efendi, Sırat-ı Müstakim dergisinde çıkan bir
makalesinde şöyle buyuruyor:
Ağrıyan, çürüyen dişini çıkararak, takma protez veyadamaklı diş
yaptırmak istemeyip de, dolgu veya kaplama yaptıran bir Hanefî, gusül abdesti
alırken, Şâfiî veyaMâlikî mezhebini taklid eder. Çünkü bu iki mezhebde, gusül
abdesti alırken, ağız ve burnu yıkamak farz değildir. Diş doldurması veyâ
kaplatması, diş ağrısını önlemek ve dişi telef olmaktan kurtarmak içindir.
Bunun için zarûret olmaz mı?denilirse, cevâbında deriz ki, zarûret olmak için,
başka mezheb taklîd edememek şarttır. Şâfiî veyâ Mâlikî mezhebini taklid etmek
de pek kolaydır. Gusülde ve abdestte ve namaza başlarken veya unutursa,
namazdan sonra, hatırladığı zaman, Şâfiî veya Mâlikî mezhebini taklid ettiğine
niyet etmeli, yanikalbinden geçirmelidir.Bu kimsenin abdestinin, guslünün ve
namazının Şâfiî veyâ Mâlikî mezhebine göre sahîh olmaları lâzımdır. Şâfiî
mezhebine göre sahih olması için, nikâh etmesi ebedî haram olan onsekiz
kadından başka bir kadının derisine kendi derisi ve kendi kaba avret yerine
elinin içi değince, abdest almalı ve imam arkasında, içinden Fâtiha okumalıdır.
Başka mezhebi taklid etmek, mezheb değiştirmek demek değildir. Taklid eden bir
Hanefî, kendi mezhebinden çıkmış değildir. Yalnız, o ibadetin, o mezhebdeki
farzlarına ve müfsidlerine tabi olur. Vaciblerde, mekruhlarında ve sünnetlerinde
kendi mezhebine tâbi olur.
Kaplaması veyâ dolgusu olan sâlih bir imâmın Mâlikî veyâ Şâfiî mezhebini taklîd etmediği bilinmedikçe, kaplaması, dolgusu olmayan Hanefîler de, bu imâma uymalıdır. Buna, Mâlikî veyâ Şâfiî'yi taklîd edip etmediğini sormak, tecessüs etmek câiz değildir.


