"Bilmiyorlar, bilselerdi böyle yapmazlardı!.."
15/01/2026 Perşembe Köşe yazarı S.A
Dünyanın en şefkatli kalbine
sahip olan Sevgili Peygamberimiz, putlara tapanların sonunun Cehennem olacağını
biliyor ve onlara acıyordu.
Bizleri yoktan var eden, yerde ve gökte ne varsa
hepsini bize hizmet ettiren Rabbimiz, bize acıyarak en son ve en büyük,
yaratılmışların en şereflisi olan Resûlünü bizlere gönderdi.
Taşlardan, ağaçlardan meydana getirilen cansız
varlıkların ilâh olamayacağını, onlardan hiçbir zaman iyilik ve kötülük meydana
gelmeyeceğini çok açık bir dille onlara anlattı.
Onlar da çok iyi biliyorlardı ki, daha dün hiçbir
değeri olmayan bu nesneler, bugünde de fayda veremezler. Ama ne yapsınlar, baba
ve dedelerini hep böyle görmüşlerdi.
Bu akıl ve mantık dışı olan yaptıklarında ısrar
ediyorlar, yapılan nasihatler bir türlü kâr etmiyordu.
Dünyanın en şefkatli kalbine sahip olan Sevgili
Peygamberimiz, putlara tapanların sonunun Cehennem olacağını biliyor ve onlara
acıyordu. Fakat onlar kendilerine acımıyorlardı. Gece ve gündüz durmadan
kavmini hidayete davet ediyordu.
Dokuz senede çok az sayıda kimse Müslüman olmuştu.
Mekke halkı iman etmiyor, edenlere de vahşice işkence yapıyorlardı.
Bilselerdi, dünyanın en büyük nimetine kavuşmuşlardı.
O mübarek zâtın elini, ayağını öpecekleri yerde üzüyorlardı...
Kureyş kâfirlerinden artık ümit kesilmişti. Civar
illere gidip belki onların ateşten kurtulmalarına vesile olabilirim
düşüncesiyle Resûl-i ekrem, hicretten bir yıl önce yanlarına Zeyd bin Harise'yi
de alarak Taif'e gitti.
Taif halkına bir müddet nasihat etti. Hiç kimse iman
etmedi. Alay ettiler, işkence yaptılar, çocuklara taşlattılar. Mübarek ayakları
kanla doldu.
Kalpleri çok kırılmıştı, çok üzgün idiler. Onları
Cehennem'den kurtarmaya uğraşanlar böyle mi karşılık göreceklerdi?
Oldukça yorgun idiler. Hava da çok sıcaktı; biraz
dinlenmek için yolun kenarına oturdular. Peygamberimiz aleyhisselam;
"Ey Rabbim! Sen benden razı isen, başıma gelenler önemli
değildir" diye dua etti.
Cebrâil aleyhisselam geldi, Rabbimizin selamını
getirdi ve dedi ki:
"İman etmeyen kavimlerin tamamı helâk oldular. Habibim
isterse kendisi ile beraber iman edenler çıksın! Ben dağlara hükmeden meleklere
emrederim, etraftaki iki dağı birleştirir ve hepsini yok eder."
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili
Peygamberimiz buna razı olmadı. Dedi ki:
"Hayır ya Rabbi! Bunlar bilmiyorlar, bilselerdi böyle
yapmazlardı. Belki ileride bu inatlarından vazgeçer ve imanla şereflenirler.
Olabilir ki, bunların zürriyetinden dinimize hizmet eden bir nesil meydana
gelir..."
Öyle de oldu... Eshab-ı kirâmın sayısı 150 bin
civarında oldu. Onlardan sonra Tâbiinden de büyük âlimler, büyük mücâhidler
meydana geldi ve mukaddes dinimizi bize kadar ulaştırdılar...
***
Bütün ibadetler vahiy ile, yeryüzünde farz kılındı,
namaz ise Mirac gecesi farz olundu. Müminin miracı da namazdır.
Hepinizin Mirac Kandilini tebrik ediyor, hayırlara
vesile olmasını Rabbimizden temenni ediyorum...
.....
NOT:
Bu makale ilk defa 24 Temmuz 2008 Perşembe tarihinde neşredilmiştir...


